ÖRNEK VAKALAR    23.07.2021

Bu sayfada yer alan yazılar

BELA VE MUSİBETLERDE ARKA PLANI OKUMAK 


ALLAH'IM CANIMI AL DUASI YAPMAK (MAT 1)

ALLAH'A İSYAN VE KINAMA (MAT-2)

ANNEYE ŞİDDET (MAT-4)

BEDDUA VE MS HASTALIĞI (MAT-5)

BU ÇOCUK NEDEN HAYIRSIZ!... (MAT-6)

YÜZ FELCİ VE ALLAH'A İSYAN (MAT-7)

MİGREN VE GUSÜL İLİŞKİSİ (MAT 8)

TEMİZLİK TAKINTISI-OKB (MAT-10)

KÜRTAJ CİNAYETİ (MAT 17)





Bediüzzaman kırk yıllık hayatımda otuz yıllık tahsilimde dört kelime ile dört kelam öğrendim diyor. Dört kelime olarak manayı ismi, manayı harfi, niyet ve nazarı sayıyor.

Manayı İsmi'yi açıklarkan bunu ehli dünyanın eşya ve hadiselerin kışrına, dış, görünen, zahir yüzüne bakmaları olarak yorumluyor. Mana-yı Harfi'yi ise eşya ve hadiselerin batını, iç yüzeyi ve arkası olarak değerlendiriyor ve bunun mü'minin bakış açısı olduğunu söylüyor. "O" diyor; san'ata bakar sanatkârı görür, nimete bakar mün'im-i hakikiyi görür, rızka bakar rezzakı görür.

"Size gelip çatan her musibet ellerinizin kazandığı yüzündendir. Allah birçoklarını da affediyor." (Şuara 30) fehvası gereği, bizzat müşahede ettiğim veya haberdar olduğum bir kısım "Manevi ArınmaTerapisi (MAT)" çalışmalarını sizlerle paylaşmak istiyorum.

www.tevbeterapisi.com





Afyonda yaşanmış olay; 14 yaşındaki kız ablasının küçük bebeğini elinden baş üstü düşürüyor. Olayın üzüntüsü ile saatlerce "Allah'ım o ölmesin ben öleyim" diye dua ediyor. Allah'ın izni ile bebeğe birşey olmuyor ve kurtuluyor. Ama ortada yapılmış bir dua var.

Kız bir müddet sonra psikolojik rahatsızlığa yakalanıyor. Ailesinin hastahane süreci başlıyor. Bu arada anne "Kızım düzelirse horoz kesip çocukları sevindireceğim." diye adakta bulunuyor. Kız bazı zamanlar düzeliyor bazen tekrar rahatsızlanıyor. Anne de her rahatsızlığında adaklarına devam ediyor ama hiçbirini yerine getirmiyor. Bu arada 7 yıl geçiyor, genç kızın hareketleri ise çocuklaşmaya başlıyor.

Ailenin tedavi arayışları devam ediyor. Hocasıydı, muskasıydı derken ilahi müddet dolunca iş ehline ulaşıyor, Eş-şafi ismi tecelli ediyor. Kızcağız şifaya kavuşuyor.

NETİCE:Anne adakları için tevbe ediyor ve yerine getiriyor. Kızcağızın çocuksu hareketleri kayboluyor. Kız ölümü temenni etme günahına tevbe ediyor ve Allah'ın izni ile o da 7 yıllık yaşayan ölü olma halinden kurtuluyor.

TAVSİYE:
"Sizden hiç kimse, maruz kaldığı bir zarar sebebiyle, ölümü temenni etmesin. Mutlaka onu yapmak mecburiyeti hissederse, bari şöyle söylesin: 'Rabbim! Hakkımda hayat hayırlı ise yaşat. Ölüm hayırlı ise canımı al.' " (Buhari, Merda, 19)

EMİR: Adaklarını da yerine getirsinler.” (Hac, 22/29)

Hayat Cenab-ı Hakk'ın kula en büyük emanetidir. Ölümü temenni etme Allah'ın Hayy esmasına karşı bir isyandır. Bu temennide bulunan insanlar, yaşama zevkini kaybederler. Ense ağrısı ve göğüs daralmaları yaşayabilirler. Kitaptaki "Hayata İsyan Tevbesi"ni okumalarını tavsiye ederim...
MAT: Manevi Arınma Terapisi www.tevbeterapisi.com





Danışman; İç daralması, işlerin ters gitmesi, öfke, vesvese, kararsızlık, istikrarsızlık, ikili ilişkilerde zayıflama problemleri sebebiyle başvurdu.

HAYAT SEYRİ: Osman Antalya'da yaşıyor. Bir müddet burada turizm sektöründe aşçı olarak çalıştıktan sonra arkadaşı ile iş kurmak için Brezilya'ya gidiyor. 5 yıl orada kalıyor. Güzel bir iş imkanı yakalıyorlar. Lüks araba alıyor, zengin bir hayat yaşıyor ve her türlü gayri meşru zevke batıyor. Kumardan büyük paralar kazanıyor ve bu kazancından da ailesine para gönderiyor.

Birgün Arjantinli müslüman bir arkadaşı kendisini Kadir gecesi programına davet ediyor. Halbuki onun Ramazan ayının başladığından bile haberi yok.
Program mekanında içine müthiş bir sıkıntı basıyor. Namazdan sonra imam tanışalım diyor. Herkes kendini tanıtıyor. Osman'a sıra geldiğinde dili tutulup kalıyor. Bir ara adeta kendinden geçtiğini hissediyor. Üçüncü kekelemeden sonra kendi işinden, arabasından, lüks yaşamından bahsetmeye başlıyor. Tabi etrafındaki Brezilyalı müslümanlar da onun her anlatışında "maşaallah" diyerek onu takdir ediyorlar.

Osman bir anda birşeyi farkediyor. Oradakilerin hepsi, hristiyan olarak gayri meşru zevklerin içinden gelmiş ve müslüman olmuşlardı. Kendisi ise müslüman olarak başladığı hayatta her türlü çirkinliğin içine batmış durumdaydı. Oysa kendisi on iki yaşında iken camide müezzinlik yapıyordu.

Ertesi gün ani bir kararla Türkiye'ye dönüyor. Askere gidiyor. Askerde asabi tavırlarıyla problemler yaşıyor. Artık hayatın mutsuz ve sıkıntılı dönemi başlıyor.
Her gördüğünü kınayan ve eleştiren bir yapısı var.

PROBLEMİN KÖKLERİ:
1. Üniversite yıllarında maddi yönden çok sıkıntı çekmiş. Bir ara Allah'a (cc) isyanda bile bulunmuş. "Ben çalışıyorum onlar rahat, ben neden değilim?" şeklinde.
2. Amcası kumar oynayıp gayri meşru zevklerin peşine gidermiş. Babası içki ve uyuşturucu kullanırmış. Sonra tevbe etmiş. Anne devamlı olarak bunların durumunu kınayıp söylenirmiş.

MESELENİN KAYNAĞI:
1. “Allah’tan istekte bulunun. Allah kendisinden talepte bulunanları sever. En faziletli ibadet, sıkıntıların giderilmesini (yakında biteceğini düşünerek, bunu Allah’tan ümit ederek) beklemektir.” (Tirmizi, Daavat, 115)
“Kaderi tenkid eden başını örse vurur, kırar. Rahmete itiraz eden, rahmetten mahrum kalır.” (Mektubat, s. 266)

2. Kınamayınız, kınadığınız şey başınıza gelmedikçe ölmezsiniz."(Tirmizi, Kıyamet, 53, no: 2507)

3. «Şeytan içkide ve kumarda ancak aranıza düşmanlık ve kin düşürmek, sizi Allah'ı anmaktan alıkoymak ister. Artık siz vazgeçtiniz değil mi?» (Mâide, 5/91)

TAVSİYELER
1. Öncelikle anne kınamaları için tevbe etmeli.
2. Beş yıl boyunca elde edip yediği haram kazanç için sebil, kuyu gibi insanların daimi faydalanabileceği sadaka-i cariye bir eser yaptırmalı veya inşasına ortak olmalı. Çünkü haramzadelik insanda asabiyet yapar.
"SİZE DERDİNİZİ VE ONUN ŞİFASINI BİLDİREYİM Mİ? DİKKAT EDİN! SİZİN DERDİNİZ GÜNAHLAR, DEVANIZDA İSTİĞFARDIR." ( Hadis; Beyhaki) www.tevbeterapisi.com

MAT: Manevi Arınma Terapisi.




ANNEYE ŞİDDET (MAT-4)    30.11.2020

Bir aydır devam eden iç daralması, intihar isteği, kaygı, uyku bozukluğu, yataktan sıçrama, nefes alamama, korku, elde uyuşma, namazda vesvese, aklını kontrol edememe...

OLAY: Bir ay önce ablası ile tartışıyor; ablasını ve yeğenini dövüyor, araya giren annesinin kolunu öyle sıkıyor ki annesinin kolu morarıyor.
O akşam kendisini hastaneye zor yetiştiriyorlar. Ablası ile helalleşiyor, biraz rahatlıyor.
Zevkle namaz kılarken artık vesveseden kurtulamaz hale geliyor.

İHLAL:
"Herhangi bir hayat sahibine kim işkence yapar, sonunda tevbe etmeden ölürse; kıyamet gününde Allah'da ona azap eder." (Müsned, 11/92)
"Rahmet ve şefkat sahiplerine Rahman olan Allah rahmet eder; yeryüzü sakinlerine rahmet edin ki (müşfik olun ki), sema ehli de size rahmet etsin. (Ebu Davut, Edeb 66)

TAHLİL: Bir insan herdem şeytanla birlikte ise şeytan ortaya çıkmaz. Müslüman bir kötülük yaparsa anında ortaya çıkar. Delikanlı inançlı ve ibadetinde bir insan.
"Öfke şeytandandır." (hadis) Delikanlının bu kadar kontrolünü kaybetmesinin de bir sebebi var. Anne ikinci evliliğini yaparken "Bu evliliğim iyi olursa adak keseceğim." demiş ama yıllardan beri bunu yerine getirmemiş. Yerine getirilmeyen adaklar gerek adayan gerek adanan üzerinde bir cinni şeytanın girmesine kapı açar. 
Anne babanın duası, peygamberin ümmete duası gibidir. Abla, teyze ve dayı anne yarısıdır. Bunlara el kaldıran anneye el kaldırmış gibidir. Abi, amca ve hala ise baba yarısıdır. İnsan bunlara da hürmetle mesuldür.
ÇÖZÜM:
1. Anne ve abla ile helalleşip tevbe edecek.
2. Kesilmeyen kurban kesilecek.
3. Vuran ele kısas uygulanacak. "Ey temiz akıl sahipleri! Kısasta sizin için bir hayat vardır. Ümit edilir ki, korunursunuz." (Bakara, 179)

"Başınıza gelen her musibet, sizin ellerinizle işledikleriniz yüzündendir. Bununla beraber Allah, kusurlarınızın pek çoğunu da affeder." (Şura, 30)

MAT:Manevi Arınma Terapisi www.tevbeterapisi.com





Hastalık: Multiple Skleroz (MS)
Bayan 34 yaşında ve tekerlekli sandalye kullanıyor. Sağ el ve ayağı felç durumunda, zoraki birkaç adım atabiliyor. 20 yaşında sağ göz seyirmesi ile başlamış.

HİKAYE: 19 yaşında Karslı bir genci seviyor. Babası görür görmez "Bundan sana koca olmaz." diyor. Sekiz ay boyunca babası ile inatlaşıyor "Ya beni vereceksin ya vereceksin, yoksa kendimi öldürürüm." diyor. Ayrıca "Babam beni verirse bir kurban keseceğim." demiş ama kesmemiş.

Neyse, evlilik gerçekleşiyor. Baba "İnşaallah bu kapıya gelirsin." diyor. Kız "Göreceğiz bakalım." diyor. Baba sonra genci kabulleniyor ve seviyor.

Evlilik 10 yıl devam ediyor. Şimdi dört yıldır ayrı yaşıyorlar ama iki tarafta henüz boşanma davası açmamış.

Evlilikten 1.5 yıl, doğumdan 6 ay sonra ilk sağ gözde seyirmeler başlamış.

Eşiyle tartışmalarda başlamış. Ama eşi çok el kaldırmamış kadına. Eşine bir gün "Benim gözyaşlarım ekmeğine katık olur, benden kötü olursun da gün gelir ben sana bakarım." diye beddua etmiş.

TAHLİL:
1. Babasına "Beni vermezsen kendimi öldürürüm." demiş. Şimdide ölmüşten beter olmuş. İnsanın kendini öldürmek gibi bir tasarruf hakkı yok. Burada babasını çaresiz bırakmış.
Sağ taraf babayı temsil eder, zaten hastalık da sağdan vurmuş. "Yüce Allah'ın rızası, ana-babanın rızasında, gadabı da, ana-babanın gadabındadır." (Tirmizi)

2. Babanın bedduası var. "Kendinize, malınıza ve çoluk çocuğunuza beddua etmeyin! Duaların kabul olduğu bir saate rastlar da bedduanız kabul olmuş olur." (Müslim, zühd 74)

3. Evlilik için adakta bulunmuş ama kesmemiş. "Onlar, Allah'a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah'ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşeri ve ahlâki bütün ilişkileri) koparan ve yeryüzünde bozgunculuk yapan kimselerdir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir." (Bakara Suresi, 27) Evliliğin ziyana uğramasının bir sebebi de adak ihmali.

4. Kadın kocasına gereğinden büyük bedduada bulunmuş. Eş bunu hak etmeyince beddua kendine dönmüş. "Mü'mine beddua etmek, onu öldürmek gibidir." (Buhari, cenaiz 64)

MAT:Manevi Arınma Terapisi www.tevbeterapisi.com





Maalesef günümüz insanı eleştirme, kınama, muhalif olma, takdir etmeme ve minnet etmemeyi bir kültür haline getirdi. Bu huylarımızın hayatımıza etkilerini mutlaka yaşıyoruz.

VAKA 1
Aile 13 yaşındaki çocukları için başvurdu. Çocuğun 11 tane gasp, yaralama, hırsızlık, tehdit gibi suçlardan adli dosyası var. Hakim 13 yaşına girdiği için tekrar karşısına gelirse 9 yıl ile yargılanacağını söylemiş. İki defa psikiyatri ve iki defa da psikolog desteği almış. Psikiyatri ilaç başlamış, 18 yaşına kadar böyle devam edeceğini söylemiş.

Vaka tahlil edildiğinde karşımıza çıkan manzara şöyle; Çocuk sinirlenince gözü birşey görmüyor, "Sanki vücudumda başka birşey devreye giriyor, aklım başımdan gidiyor." diyor. Olaydan sonra yaptıklarını hemen unutuyor. Anne baba dua edip okuyunca içi sıkılıyor.

ARKA PLAN
Anne düğün hazırlıkları devam ederken yengeleri ile bir gün ekmek yapıyorlar. Yengesinin küçük çocuğu gelip unla oynuyor. O anda gelin hanım "Ya benim böyle bir çocuğum olsa boğar atıveririm." diyor, yengesi de "Senin de olsun öldürüyor musun öldürmüyor musun gör bak." demiş.

Babanın kardeşi çok problemli bir insanmış. Yeni gelin kayınvalidesine "Küçükken ağzının üstüne bir tane vurmamışsın." diyor, kayınvalidesi de "Senin olsun da sen vur bakalım." demiş.

Baba da hep sıkıntılı olan kardeşini kınarmış.

VAKA-2
Öğretmen arkadaşım anlattı;
Doğuda öğretmen olarak çalıştığım dönemde eşimin öğrencisi oldukça gösterişe düşkün ve devamlı alışveriş yapmak istiyordu. Oysaki bu kız öğrencimizi özel okula gönderebilmek için memur olan anne ve baba kendi evlerini kiraya vermişler ve kurumun lojmanının bodrum katında kalmakta idiler. Ben o gün için bu kız öğrencinin halden dertten anlamaz halini yadırgıyordum.

Bugün bende iki kız babasıyım ve benim küçük kızım da maalesef aynı karaktere sahip. Dışarıya beraberce çıkıp da para harcamadan eve dönmemiz mümkün değil. Bizde eşimle beraber öğretmeniz ve bizde fedakarlık yaparak kızımızı özel okula gönderdik. Maalesef bizim kızımız da halden dertten anlamıyor. Sanki aynı senaryoyu şimdi biz oynuyoruz gibi.

Sadece bu da değil. Yakın bir akrabamızın kızı 7. sınıfta iken babasına son çıkan I-Phone modelini 2.500 tl'ye aldırmıştı. Bu defa da onu kınamıştım. Altı yıl sonra benim kızımda 7. sınıfta Samsung'un son modelini 2.500 tl'ye aldırdı. Yine de altı yıllık enflasyon farkını koyarsak ben karlıyım. :)

VAKA 3
Bir arkadaşımız okuduğu evrad-ü ezkara rağmen bir türlü iç huzuru yakalayamadığını yazdı. Ne okuyorsun günlük diye sordum. Günlük okudukları neredeyse benim haftalık okuduğum kadardı. Tekrar sordum "Okumayan insanları kınar mıydın?" diye. Kınamazdım ama kızardım ve yadırgardım diye cevap verdi. Mesele bazen de böyle çarpar bize. Adeta ilahi hüküm bize şunu der. "O bu kadarına istekli ve bu kadarına gücü yetiyor. Madem sen çok isteklisin o zaman hadi bakalım sen çok yap denilir. Çok yaparsınız ama sadece beş vakit namaz kılan insanın gönül huzur ve sükunetini yakalayamazsınız."

VAKA 4
50'li yaşlarda bir bayan ayak bileklerinin ağrısından şikayet etti. Tıbbi anlamda bir problem bulunamadığını ama ayak bileklerinin ağrısından gece geç saatlere kadar uyuyamadığını anlattı. İşin ilginç yanı bu bayan saatler boyu evinde temizlik yaparken ayak bilekleri hiç ağrımıyor fakat gece ise ağrıdan uyuyamıyordu.

Meseleyi biraz irdelediğimizde bu bayanın temizlik takıntısı vardı. Bu takıntının geri planında ise insanların ev temizliklerini beğenmiyor onları kınıyor ve hallerini yadırgıyordu. " Ev hanımı olmalarına rağmen neden evlerinin temizliğine dikkat etmiyorlar?" diyerek onları yargılıyor ve İnsanların temizliğini beğenmediği için evlerinde yemek yemiyordu. Bu defa da o kınadığı amelin tersiyle imtihan yaşıyordu.

Cenab-ı Hakk'ın Kuddüs isminin sahasına müdahele etmiş. İnsanda Allah'ın 76 esması tecelli etmiştir. Herkeste bu esmalar farklı miktarda tecelli eder. Kimisinde Halim ismi tecelli etmiştir ve çok sakin bir yapısı vardır. Kimisinde ise Celal ismi tecelli etmiştir ve kabına sığmayan bir hali vardır.

TAHLİL
"Kınamayınız, kınadığınız şey başınıza gelmedikçe ölmezsiniz." (Tirmizi, Kıyamet, 53)

Kınama, bela ve musibeti peşin satın almaktır. Kınama fiili insana iki şekilde geri dönüyor.
1. Ya aynıyla geri dönüyor.
2. Ya zıddıyla geri dönüyor.

"Her kim bir müslüman kardeşinin ayıp ve kusurlarını, kimsenin görmediği ve görmesini istemediği şeylerini örterse, Allah'u Teâlâ da kıyamet gününde onun ayıplarını örter. Her kim müslüman kardeşinin meydana çıkmasını istemediği birşeyini ortaya çıkarır ve dile verirse; Allah da onun ayıplarını, kimsenin bilmesini istemediği hallerini meydana çıkarır. Bu suretle kendi evi içinde de olsa onu rezil eder. Müslüman kardeşinin ayıplarını örten, bir ölüyü diriltmiş gibidir." (Buhârî, Mezâlim 3)

"Kim bir müslümanın ayıbını örterse Allah da kıyamet gününde onun ayıbını örter. " (Ebû Dâvud, Edeb, 39)

"Kim bir ayıp görür de örterse sanki kabrine diri gömülmüş bir yavruya can vermiş gibi olur." (Ebû Dâvud, Edeb, 38)

"Kendi ayıbı, insanların ayıbını görmekten alıkoyan kimseye müjdeler olsun." (Aclûnî, Keşfu'l-Hafa, II, 46)

NE YAPMALI: Kınama ile gelen enerji oldukça güçlüdür ve devamlı insanların hata ve kusurlarını kişiye farkettirir. İnsan bu durumda ısrarla bu günaha tevbe etmeli, bu günahının keffareti olması niyeti ile sadaka vermelidir.

MAT(Manevi Arınma Terapisi) www.tevbeterapisi.com






Uzun süredir depresyon yaşayan ve ilaç kullanan bir danışanımızla durumunu irdeledik. Bu arkadaşımızın eşi öğretmen ve kendisi de hatırlı maaşı olan bir işe sahip olmasına rağmen maddi sıkıntıları vardı.

Biraz irdeleyince iki şey dikkat çekiciydi. Arkadaş gerek kendisi için gerekse akrabalarının ihtiyaçları için evlendiği günden beri bankanın kapısından ayrılmamıştı. Zaten mide yanmaları da had safhada olduğu için ilaç kullanıyordu. Faiz günahından gelen enerji midenin sol altına yerleşir ve mide yanmalarıyla kendini hissettirir.

İkinci dikkatimi çeken ise, bu arkadaşımız uzun yıllardan beri sinüzitten rahatsız idi ve devamlı yanında mendil taşımak durumundaydı. Birkaç yıl önce gittiği bir doktor burnunu sümkürmemesi gerektiğini söylemiş kendisine.

İmam bir dostum da 17 bin nüfuslu ilçede Kulak-burun-boğaz doktorunun kendisine şakayla karışık "Bu ilçenin yarısı cenabet geziyor desem yalan olmaz." dediğini ve o hafta yapacağı bir burun ameliyatına kendisini davet ettiğini aktarmıştı. Doktor, haftada ortalama 2-3 burun tıkanıklığı ameliyatı yapıyormuş. Sigara içenlerde bıyıkların sarardığını veya filtre kullananların filtrelerindeki yağlı katranı görürsünüz. Meğer sigara katranı burun içerisinde katman oluşturuyor ve zamanla tortuya dönüşüyormuş. Zamanla kişi burnundan nefes alamıyor ve bu katran ancak ameliyatla kazınarak temizlenebiliyormuş.
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): 'Sizden biri uykusundan uyanıp abdest alırken burnuna su alıp sümkürsün! Çünkü şeytan onun genzinde geceler!’ buyurdu.” ( Buhari, Bed’ul-Halk, 11) Burundan giren bazı cinni şeytanlar burun direği ile kulak skolyozu arasındaki mekana yerleşir. Migren ağrılarına sebep olur. Aslında ona cingren demek daha doğru olur. Bayanlarda migren ağrılarının çok olmasının bir sebebi de küpe deliklerini yıkamadaki kusurdur. Küpeyi duş esnasında bir kere çıkarıp takmaları, eğer halkalı küpeyse döndürmeleri gerekir.

Gusülsüz insanlar, mutsuz, karamsar ve gergin olurlar. 27 yaşında ağır depresyon hastası ve iki yıldır evinden çıkmayan bir gencin, gusulü ilk defa 25 yaşında aldığını öğrenmek, şu müslüman memleketindeki insanımızın halini ortaya koymaktadır. Bir tesisatçı da, 50'li yaşlardaki emekli bir askerin banyosunda, gusül tarifini görmenin kendisini şaşırttığını söylemişti. Öğretmenlik hayatımda, 12. sınıf öğrencilerinin en dikkatli dinledikleri konunun gusül olduğunu gördüm. Oysa gusül konusunu, çok daha önce kız çocuğunun anneden, erkek çocuğun babadan öğrenmesi gerekir. Gusülsüzlük hali insanın koruma kalkanının kalktığı ve negatif enerji saldırılarına açık olduğu bir andır. İnsan onların oteline döner. İnsanı koruyan melekler gusülsüz durumda kişiyi terkederler ve kişiye bir atalet hali çöker.

NELERE DİKKAT ETMELİ
Eskiler guslün şartlarını sayarken; ağıza mazmaza, burna istinşak yapmak ve tüm vücudun iğne ucu kadar kuru kalmamasına dikkat etmek derlerdi. İlmihalde bu mazmaza ve istinşak meselesi şöyle geçiyor;

Fakihler oruçlu olmayanın mazmaza (ağıza su alıp çalkalamak) ve istinşakta (buruna su çekip sümkürmek) mubalağa etmesinin sünnet olduğunda ittifak etmiştir.

İbni Kattan'ın isnadını sahih gördüğü bir rivayette Peygamber (a.s.) şöyle buyurdu:
"Abdest aldığında, oruçlu olmadıkça mazmaza ve istinşakta mubalağa et."

Lakit b. Sabri'nin hadisi de şöyledir:
"Abdesti güzel al, parmaklarının aralarını hilâlle, oruçlu olmadıkça istinşakta mubalağa et.
(Tirmizi ve diğerleri sahih demiştir. Beş İmam -İmam Ahmed ve dört Sunen sahibi- rivayet etmişlerdir.. Neylu'l-Evtâr, I, 145)
Oruç için mubalağa sünnet değildir; bilakis orucu bozma korkusundan dolayı mekruhtur.

Mazmazada mubâlağa:
Kişinin suyu boğazın en ucuna ve diş ve damak kenarlarına kadar ulaştırmasıdır. Sağ elinin parmağını bunlarda gezdirmesi sünnettir.
İstinşakta: Nefesle suyu genze çekmesidir. Suyun ağızda döndürülüp tükürülmesi sünnettir.

İbni Abbas'ın Peygamber (a.s.)'den haberindeki emre binaen istinşak da sünnettir:
"İki kere mubalağalı olarak istinşak edin ya da üç defa." (Ahmed, Ebu Dâvud, ibni Mace, Hakim ve Ibnu'l-Carud rivayet edip Îbnu'l-Kattan sahih demiştir.
Hafız ibni Hacer de Tathıs'da zikretmiş, zayıf olduğunu söylememiştir. (Neylu'l-Evtâr, I, 146)

Mazmaza ve İstinşakta Hanefi'lerin kitablarında geçen cümle şöyledir:
İkisi de beş sünneti ihtiva eden muekked sünnetlerdir:
Tertib, üçleme, suyu yenileme, sağ elle yapılmaları, gargara ve (ifsad ihtimalinden dolayı) (ed-Durrul-Muhtar, I, 108) oruçlu olmayanın burun yumuşağını aşarak mubalağa yapması.

Dikkat Edilmesi Gerekenler;
1. Burun Temizliği: Burun direğinin sızlaması değil çekilen suyun genizden gelmesine dikkat edilmeli. Eğer deliklerden birisi tıkalı ise diğerini parmakla tıkayıp öyle su çekmeli ve bu tıkanıklığı açmalıdır. Burnun açılması için lavanta yağını çekmekte çok faydalıdır ve sinüsleri de açar. Zaten böyle bir temizlikten sonra zihninizin açıldığını ve başımızın hafiflediğini hissedeceksiniz.

2. Boğazda gargara; Ağza alınan suyun çalkalanması değil başın geriye doğru kaldırılarak ve gargara yaparak genze kadar indirilmesine dikkat edilmeli.

3. Makat Temizliği; Eskiden insanlar dökme suyla ve oturarak banyo yapıyorlardı. Günümüzde 1 m2'lik dar duşakabinlerde ayakta duş alınıyor. Haliyle makat bölgesi kuru kalabiliyor. Gusül esnasında oturur vaziyetteki gibi makatın temizlenmesine dikkat edilmelidir.

4. Kulak ve göbek deliğinin parmakla yıkanması ve ıslatılması gerekir.





Kadın bundan on yıl önce kimse ile paylaşmadığı ve "Benimle kabre gidecek." dediği bir günah işlemiş. O günden sonra kendisini ibadete vermiş. İçine kapanmış, evinden dışarı doğru dürüst çıkmıyor. Çok agresif ve zaman zaman sinir krizleri geçiriyor, sosyal hayatı bitmiş. Temizlik takıntısı hastalık seviyesine ulaşmış.

Meselenin biraz derinine inince kullandığı büyük bir isyan cümlesiyle karşılaşıldı. "Bu günahımdan ötürü Allah beni affetmez." Bu sözüyle çarpılmış, şeytana kapı açmış, farkında değil. Allah'ın Tevvab, Ğaffar, Kuddüs, Rahim, Afüvv esmalarının dışına düşmüş. Cenab-ı Hakka ait bir sıfatı yüklenmeye kalkmış, kendi kendini affetmeye teşebbüs etmiş ve kendini ibadete vermiş. Buna da güç yetiremeyince dengeyi kaybetmiş.

"De ki: Ey kendi aleyhlerine haddi aşmış kullarım, Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah, bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir." (Zümer, 53) ayetinin hükmüne ve "Allah, kulunun tevbesini, canı boğazına gelmediği müddetçe kabul eder.” (Ahmed bin Hanbel, Müsned, II/132) beyanına itimat etmemiş.

Mükemmel kul olma sevdası tekebbürdür. Kendi sevabı ile cennete gitmek isteyen çarpılır.
“Hiç kimse kendi ameliyle cennete girmez.”
“Sen de mi ya Resulallah!” dediklerinde de,
“Evet ben de; meğer ki Rabbim beni rahmetinin kucağına almış olsun.” (Buharî, Rikak,18; Müslim, Münafikîn, 71-73)
Tevbe edince kabulü kısmına karışır "Beni affetmez." dersek o an çarpılırız. Burada bir anlamda Allah'ın vaadinden döndüğünü ima etmiş oluruz.

Tevbe konusunda tüm günahlarımdan ifadesinden ziyade bizzat olaya veya günahın çeşidine göre tevbe edilmeli. Her hastalığa aspirin kullanılmıyor. İnsan hangi esmanın hukukunu çiğnemişse ona göre tevbe etmeli.

Bu kişi Cenab- Hakka ait olan kulunu affetme dairesine girmiş. Bizzat bu cürmüne tevbe etmeli. "Allah'ım kendi günahımı senin rahmetinden büyük görerek Rahim ismine, kendimin arınamayacağımı düşünerek Kuddüs ismine, tevbemin kabul edilmeyeceğini düşünerek Tevvab ismine, Allah beni affetmez diyerek Ğaffar ismine hürmetsizlik ettim. Beni affet." diyerek tevbe istiğfarda bulunmalı.

Günahların en büyüğü, insanın Allah’ın rahmetinden daha büyük bir günah olabileceğini düşünmesidir. Bu, Allah’a âcizlik, yetersizlik isnat etmektir. İnsanın en büyük günahlarından biri ve kendisine yaptığı en kahredici zulüm budur. (39/Zümer, 53; 15/Hıcr, 36; 12/Yûsuf, 87).

Ayetlerde Allah'ın rahmetinden ümit kesme bir kafir sıfatı olarak zikredilmektedir.

"Ey oğullarım! Gidin Yûsuf'u ve kardeşini araştırın. Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü kâfirler topluluğundan başkası Allah'ın rahmetinden ümidini kesmez." (Yûsuf Suresi, 87)

"Ey iman edenler! Kendilerine Allah'ın gazap ettiği, kabirlerdeki kafirlerin ümit kestikleri gibi tamamen ahiretten ümitlerini kesmiş bir toplumu dost edinmeyin." (Mümtehine Suresi, 13)

"Allah'ın âyetlerini ve O'na kavuşmayı inkar edenler var ya; işte onlar benim rahmetimden ümit kesmişlerdir. İşte onlar için elem dolu bir azap vardır." (Ankebût Suresi, 23)

"Allah’ın rahmetinden, sapıklardan başka kim ümit keser?” (15/Hıcr, 56)

"Rabbinize yalvara yakara ve gizlice duâ edin. Bilesiniz ki O, haddi aşanları sevmez. Yeryüzü ıslah edildikten sonra orada bozgunculuk yapmayın. (Allah’ın azâbından) korkarak ve (rahmetini) umarak O’na duâ edin. Muhakkak ki ihsan sahiplerine/iyilik edenlere Allah’ın rahmeti çok yakındır.” (7/A’râf, 55-56).


''Ellerimi yıkamasam duramam, kıyafetlerimi temiz olduğuna inana kadar dokunamam, başkasının evinde tuvalete giremem.'' gibi takıntılar temizlik hastalığının belirtileridir. Tıpta ‘Obsesif Kompulsif Kişilik Bozukluğu’ olarak nitelenen bu rahatsızlık, toplumda %2 oranında görülmektedir. 
Kişi sürekli ellerini yıkar, evi temizler, eve gelen bir misafirin ardından kullandığı her şeyi değiştir. Zamanın çoğunu temizlik yaparak harcar, kirli olduğunu düşündüğü her nesneyi yıkar ve temizlemeden kullanamaz.
Temizlik takıntısının başlıca sebepleri;
1. Malın zekâtını vermeyerek malın üstündeki haramdan ve belâdan arınmasına engel olursunuz ve o mal artık size hep pis gelir. "Malının zekatını ödedin mi, kendinden onun şerrini def ettin demektir.” (Kütüb-i Sitte, 7/323) 
2. Allah'ın (c.c) yarattığı varlıkları, hayvanları, bitkileri, insanları herhangi bir şeyi; pis, iğrenç gibi ifadelerle niteleyerek haddi aşmak. Bu durumda kişi ‘Kuddüs’ isminin tecellisini kaldırır, belâ ve musibetle baş başa kalır.
3. Aşırı temiz veya pis bir insanı kınayarak kişi belayı kendine davet eder. ‘Ceza amelin cinsindendir.’ düsturu gereği kendisi de ya temizlik veya dağınıklık belasıyla uğraşır. “Kınamayınız, kınadığınız şey başınıza gelmedikçe ölmezsiniz." (Tirmizi, Kıyamet, 53)
MAT (Manevi Arınma Terapisi) www.tevbeterapisi.com





Şeytanın insan neslinden hisse alması: Kürtaj Cinayeti

Hastalıklara yönelik seans çalışmalarımızda, sorunun kaynağı nedir diyerek geriye doğru yaptığımız araştırmalarda bazı büyükannelerin veya annelerin kürtaj yaptırdığı sonucu ile karşılaşıyoruz. Ebeveynlerin dinin cevaz verdiği mücbir (zorunlu) sebepler haricinde yaptırdığı kürtajın evlada ve toruna problem olarak yansıdığını ibretle görüyoruz. Bilerek yapılan her kürtaj ileri de maddi manevi (ruhsal) sorunlara yol açıyor. İslam’ın korunmasını emrettiği beş unsurdan birisi olan neslimizi kendi irademizle tahrip ediyoruz. Kürtaj sonucunda neredeyse ilahi ihtara maruz kalmamış hiçbir vaka yok gibi. Kendi günahlarımızın sonucuna, hastane koridorlarında çare arıyoruz.

Bugün dünyadaki her dört gebelikten birisi kürtajla sonlanıyor ve 2016 yılında kayıtlara geçen 56 milyon kürtaj vakası var. Kayda girmeyenleri siz düşünün. Karşılaştığım ve temelinde ebeveynlerin kürtaj yaptırması olan bazı vakaları aşağıda derledim. Sonuçları sizinle paylaşmak istiyorum.

AİLE 1
2. Nesil Kız Evlat: Rahim kanseri ön teşhisi var. Obezite var.
3. Nesil Torun: Kromozomlarında problem var.

Diğer kardeşler için yazdığı bilgi notu şöyle;
“Bende ve kardeşlerde obezite var. Kardeşlerimin birinin oğlu 4 yaşına kadar epilepsi nöbeti geçirdi, ciddi asabiyet sorunları kaldı. Bir de benim ablam var. Onunda 8 aylık bir bebeği kanser oldu, tedavi gördü.
Abimin evliliği çok sorunlu oldu kendinden büyük biri ile evlendi, bunu annem istemedi, abim de son anda vazgeçti ama biz tepki gösterince evlendi."

AİLE 2
2. Nesil Kız Evlat: Üniversite yıllarında psikolojik rahatsızlık yaşamış. Rahim duvarı kalınlaştığı için 4 defa ameliyat geçirmiş.
3. Nesil Evlat: Psikolojik problemi var ve üç üniversite değiştirmiş.
2. Nesil Erkek Evlat: 37 yaşında evlenmiş. 4 yıldır hala çocukları olmamış.

Kayınbiraderinin notunu paylaşıyorum;
"Düşününce ibretlik. Biz de bu vesileyle kayınvalidenin kürtajı ile hanımın hastalığı arasında bağlantı kurduk. Hanım 2006’dan beri rahim kalınlaşması denen illetten muzdarip. Rahimde büyüyen kısmı alıyorlar, 2 seneye tekrar büyüyor. Şimdiye kadar 4 kere falan operasyon geçirdi. Yapılan işleme de kürtaj diyorlar zaten, kürtajın aynısı. Operasyonla alınan parça habis mi değil mi diye tahlile gidiyor. Her defasında sonuç gelene kadar hanım ölüm korkusu yaşıyor, aynı öldürülen kardeşleri gibi ölüyor diriliyor sanki. Kayınbirader ise 2014 (37 yaşında)’de zar zor evlendi. Çocuk istiyorlar ama bugüne kadar nasip olmadı."

AİLE 3
2. Nesil Kız: Psikolojik olarak rahatsız. Yıllardan beri depresyon tedavisi görüyor. Obezite var.
2. Nesil Erkek: 36 yaşında hala üniversite bitirmeye çalışıyor. Bekar ve psikolojik problemleri var.

AİLE 4
2. Nesil Kız: Çocukları olmuyor. Tıbbi bir sebep yok. Hacamatta rahim bölgesi ile ilgili hiç kan çekilememiş, rahatsızlığın var denilmiş.

AİLE 5
2. Nesil Evlatlar;
*Hepimiz obezite problemi yaşadık veya yaşıyoruz.
*Üreme yollarında mantar ve idrar yolu intihabı hastalığımız var.
*Kardeşlerimin hepsinde psikolojik problem var.
3. Nesil: İki çocuğun birisi bir yıldır takıntı OKB tedavisi görüyor, ilaç kullanıyor. Diğeri 8. Sınıf, sigara içiyor. Okula devamsızlık yapıyor. Psikolojik problemleri var. Uyku ilacı kullanıyor. Bazı geceler sabah namazına kadar uyumuyor.

AİLE 6
2. Nesil Kız: Polikistik over sendromu var. 9 yıldır çocukları olmuyor.

AİLE 7
Altı kardeş ve annede panik atak rahatsızlığı var. Hepsi ilaç kullanıyor ve ölüm korkusu yaşıyorlar.

TAHLİL: "Hem insanlardan gücün yettiği kimseleri, sesinle (Şehevî çalgılarla) kaydır ve fenalığa götüren süvarilerinle, piyadelerinle üzerlerine yaygara kopar. (Haram kazandırmakla) mallarına ve (zina yaptırmakla) evlâdlarına ortak ol; onlara (yalan yere) vaadlerde bulun. Fakat Şeytan, onlara, yalnız bir aldanış vaad eder." (İsra, 64)

Buradaki zina kavramı yorum. Bu asırda demek ki buraya kürtajı da eklemek lazım. Şeytanın ortak olmasıyla fiziki ve ruhi problemler geliyor. Haliyle neslin bozulduğuna şahit oluyoruz. Karşımıza şu sonuçlar çıkıyor:

1. Rızık Allah'ın taahhüdü altında olmasına rağmen geçim endişesi ile büyük anneler kürtaj yaptırmış. Evlatlar obez olarak hayata devam ediyor. "Geçim korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Biz, onların da sizin de rızkınızı veririz. Onları öldürmek gerçekten büyük bir suçtur." (İsrâ, 17/31)

2. Ebeveynlerin bakamam korkusu farklı korku olarak yansıyan psikolojik problemleri; az çocuğum olursa mutlu hayatları olur beklentisi kendisinin ve çocuklarının mutsuz hayatlarını beraberinde getirmiş. Çocuklarda yaşamıyormuş gibi cansız hissetme hali görülüyor. Özellikle panik atak çok karşılaşılan bir durum. Her amelin cezası kendi cinsindendir düsturu aynen vuku bulmuş. Her beklenti zıddıyla tecelli ediyor.

3. Kürtaj geçirmiş annelerin çocuklarında benim karşılaştığım tüm vakalarda kardeşlerin en az birinde rahim ve karın bölgesinde ağrılar ve hastalıklar var. Düşük gebelikler görülüyor. Bir kısmının da çocuğu olmuyor. Yağmurdan kaçan doluya tutulmuş. Malum yağmur rahmettir. Helal dairesi keyfe kafi iken harama tevessül ediliyor. Korunma konusunda helal olan daire belli.

4. Evlenmeme isteği ve evlilikten kaçınma. Bazı çocuklar 35 yaşından önce evlenememiş, bazı çocuklar ise hiç evlenmemiş.

5. Erkekte veya bayanda eşe ve çocuklara karşı şiddet uygulama eğilimi, merhametsizlik ve acımama.

6. Çocuklarda anneye ve babaya karşı aşırı öfke, sinirlilik ve şiddet uygulama eğilimleri.

ÇÖZÜM:
1. Ebeveynler bu günahları için tevbe edecekler. 60 gün keffaret orucu tutacaklar. Oruç tutmaya sağlıkları elvermiyorsa 60 fakiri doyuracaklar. Bu meselede hemen kolaya kaçılmamalı. Öncelikle azimet tercih edilmeli sonra ruhsata bakılmalı. Takvadan fetvaya doğru bir yol yani. Yapılan keffaretten vicdan müsterih olmalı.

2. Gurre Keffareti: İşledikleri cinayetin bedeli olarak 212.5 gr altın bedelini annenin rahminde gelen diğer varislerine(kardeşlere) pay edecekler. Dilerse evlatlar bu bedeli geri iade edebilirler. Bunlar yapılınca ailenin üzerindeki negatif yük boşalır çocuklar feraha ererler inşaAllah. 
https://sorularlaislamiyet.com/gurre-diyeti-nedir-ne-zaman-…

"SİZE DERDİNİZİ VE ONUN ŞİFASINI BİLDİREYİM Mİ? DİKKAT EDİN! SİZİN DERDİNİZ GÜNAHLAR, DEVANIZ DA İSTİĞFARDIR." (Hadis; Beyhaki)

MAT (Manevi Arınma Terapisi) www.tevbeterapisi.com