Her günah şeytanın insanlara tesir etmesine bir kapı açmaktadır. Günahın büyüklüğü ve ısrarla işlenmeye devam edilmesi ise şeytana daha da güç vermektedir. Şeytanın güçlenmesi ile beraber İslam fıtratı ile yaratılan insanda karakter kayması başlamaktadır. Artık karşımıza öfkeli, inatçı, bencil, anlayışsız, narsist, düşüncesiz, yetersiz, merhametsiz, cimri veya savurgan, şehvet düşkünü bir eş/eşler profili çıkmaktadır.
Bu süreçte kişinin karakter yapısında olumsuz değişimler gözlemlenebilmektedir. Aradaki sevgi ve saygı bağı ise her geçen gün zedelenmeye devam etmektedir. Bazı durumlarda evlilik ilişkileri ciddi şekilde zedelenebilmektedir.
Benim aile sorunlarına yaklaşımım, klasik aile danışmanlığı yöntemlerinden farklı bir manevi değerlendirme çerçevesine dayanmaktadır. Tarafların dinlenip orta yolu bulmak gibi bir metodu takip etmiyorum. Konuya herbir günahın kişinin aile yaşantısına etkileri olabileceği tecrübesi ile yaklaşmaktayım. Eşlerin manevi sorumluluklarını gözden geçirmesi ve içsel arınma sürecine yönelmesi, bazı danışanlarda karakter ve duygu alanında daha dengeli bir tutum geliştirmelerine katkı sağlayabilmektedir.
Tevbe, istiğfar ve sadaka gibi manevi uygulamalar, kişinin iç dünyasını güçlendirmeyi ve olumsuz etkilerle mücadelesini desteklemeyi amaçlamaktadır. Bu süreçte aile içi iletişimin güçlendiğine dair geri bildirimler alınmaktadır. Eşlerin birlikte manevi sorumluluk üstlenmesi, ilişki dinamiklerinin iyileşmesine katkı sağlayabilmektedir.
Peygamber Efendimiz (asm) şeytanın aileye olan tesirini şöyle anlatmaktadır:
“İblis tahtını su üzerine kurar. Sonra kötülük yapmak üzere askerlerini sağa sola gönderir. Makam ve mevkice ona en yakın olan, fitnenin en büyüğünü yapandır. Hepsi yaptıklarını anlatmak üzere İblis’in yanına gelir ve içlerinden birisi:
-‘Ben şunu, şunu yaptım’ der. Ancak İblis, ona:
-‘Senin yaptığın da bir şey mi?’ der. Sonra bir başkası gelir ve:
-‘Falan adamı, karısından boşayıncaya kadar onun yakasını bırakmadım’ der. İblis bundan o kadar memnun olur ki, hemen onu yanına çağırır ve:
-‘Sen ne büyük iş başardın! Aferin!’ diyerek ona iltifat eder.” Müslim, Münafıkûn 67
Sunulan hizmetler manevi danışmanlık kapsamındadır; tıbbi veya psikoterapötik teşhis ve tedavi niteliği taşımaz.
Bu süreçte kişinin karakter yapısında olumsuz değişimler gözlemlenebilmektedir. Aradaki sevgi ve saygı bağı ise her geçen gün zedelenmeye devam etmektedir. Bazı durumlarda evlilik ilişkileri ciddi şekilde zedelenebilmektedir.
Benim aile sorunlarına yaklaşımım, klasik aile danışmanlığı yöntemlerinden farklı bir manevi değerlendirme çerçevesine dayanmaktadır. Tarafların dinlenip orta yolu bulmak gibi bir metodu takip etmiyorum. Konuya herbir günahın kişinin aile yaşantısına etkileri olabileceği tecrübesi ile yaklaşmaktayım. Eşlerin manevi sorumluluklarını gözden geçirmesi ve içsel arınma sürecine yönelmesi, bazı danışanlarda karakter ve duygu alanında daha dengeli bir tutum geliştirmelerine katkı sağlayabilmektedir.
Tevbe, istiğfar ve sadaka gibi manevi uygulamalar, kişinin iç dünyasını güçlendirmeyi ve olumsuz etkilerle mücadelesini desteklemeyi amaçlamaktadır. Bu süreçte aile içi iletişimin güçlendiğine dair geri bildirimler alınmaktadır. Eşlerin birlikte manevi sorumluluk üstlenmesi, ilişki dinamiklerinin iyileşmesine katkı sağlayabilmektedir.
Peygamber Efendimiz (asm) şeytanın aileye olan tesirini şöyle anlatmaktadır:
“İblis tahtını su üzerine kurar. Sonra kötülük yapmak üzere askerlerini sağa sola gönderir. Makam ve mevkice ona en yakın olan, fitnenin en büyüğünü yapandır. Hepsi yaptıklarını anlatmak üzere İblis’in yanına gelir ve içlerinden birisi:
-‘Ben şunu, şunu yaptım’ der. Ancak İblis, ona:
-‘Senin yaptığın da bir şey mi?’ der. Sonra bir başkası gelir ve:
-‘Falan adamı, karısından boşayıncaya kadar onun yakasını bırakmadım’ der. İblis bundan o kadar memnun olur ki, hemen onu yanına çağırır ve:
-‘Sen ne büyük iş başardın! Aferin!’ diyerek ona iltifat eder.” Müslim, Münafıkûn 67
Sunulan hizmetler manevi danışmanlık kapsamındadır; tıbbi veya psikoterapötik teşhis ve tedavi niteliği taşımaz.