Bioenerji terimini kullanan geleneksel inanca göre, hastalık hâlinde ve sağlıklı iken değişmekle birlikte, her canlı bir bioenerjiye sahiptir. Bioenerji kullandığını söyleyen uygulayıcılar, şifa arayan kişiye kendi enerjilerinin akışını ileterek hasta kişinin vücut enerjisini dengelemeye çalışırlar. Böylece vücudun kendi kendini onarma kapasitesini arttırırlar. Uygulayıcı, bu işlemi elle veya el değmeden, temassız şekilde yapabilmektedir. Şifa enerjilerine oluşturulan kanal ne kadar saf ve temiz olursa şifa vermede de o kadar iyi sonuçlar alınacağı düşünülmektedir.
Enerjiyi tedavi yöntemi olarak kullanan şifacılar, 4 farklı geleneğe mensuptur: Reiki ve Qigong tekniğini içeren Doğu Asya Geleneği, Şifalı Dokunuş (Healing Touch) ve Tedavi Edici Dokunuş (Therapeutic Touch) tekniğini içeren Batılı Profesyonel Gelenek, Modern Metafiziksel Gelenek ve son olarak Doğu Avrupa çıkışlı olduğu belirtilen Bioenerji Geleneği’dir.
Enerji ile şifa uygulamalarında, insanın sadece fiziki bedenden oluşmadığı, bunun dışında eterik, astral, mantal ve spiritüel bedenlere de sahip olduğu söylenmektedir. Enerji şifacılığı, insanların fiziki bedenleri etrafında bulunan, “süptil” bedenlerinden içeriye giren enerjilerin, tüm bedenlerde başarılı bir şekilde dengelenmesi üzerine kurulmuştur. Şifacı, evrenin hediyesi olan enerji ile iki temel şeyi gerçekleştirir: Birincisi, hastanın kendi kendini iyileştirme gücünü kullanıma açmak, ikincisi ise enerjinin çakralardan bedene uyumla akmasını sağlamaktır. Çakralar, süptil bedenler arasında enerji akışının dengelenmesini sağlarlar. Çakralar ne kadar mükemmel çalışır ve kendini dengelemeyi başarırsa kişi, kendini fiziksel ve ruhsal olarak o kadar iyi hisseder ve sağlıklı olur. Acces Bars, Pranik Şifa, Kuantum Dokunuşu, Reiki, Theta Healing, Bioenerji, Tekrar Bağlantı, Melek Şifa ve Restore Edici Dokunuş vb. gibi pek çok enerji yöntemi bulunmaktadır.
Aura, Çakra, Nadi ve Meridyen Kavramları
Enerji uygulamaları, asıl itibarıyla dört kavram üzerine kurulmuştur. Bunlar; aura, çakra, nadi ve meridyendir. Uygulayıcılar açısından bu kavramları kısaca açıklayalım:
Aura, fiziksel bedenden dışarı yayılan süptil bir enerji alanıdır. Bu alan kendine has bir şuurluluğa sahiptir. Aura, birçok titreşim tabakasından veya düzeyinden oluşur. Bu düzeyler, sürekli birbirlerinin içinde ve etkileşim hâlindedir ve aslında farklı bilinçlerden oluşurlar. Her bir aura tabakası, ilgili olduğu çakra ile bağlantıdadır. Auranın, altıncı hissi kuvvetli olan bazı kişiler tarafından görülebildiği, “Kirlian Fotoğrafçılığı” denilen bir teknikle fotoğrafının çekilebileceği iddia edilmektedir.
Çakra, Sanskritçede tekerlek anlamına gelir, ateş çarkı da denir. Bedenimizin içerisinde çakralar olarak bilinen yedi temel enerji merkezi; hormonal salgı bezlerinin ve büyük sinir ağlarının üzerinde ya da çok yakınında olup belirli noktalarda omurgayla kesişirler.
Sanskritçe yazılmış metinlerde, 88.000 çakra merkezi olduğu söylenmektedir. Bunlardan sadece yedi tanesi esas çakra olarak kabul edilmekte olup geriye kalan çakralar, bedenin çeşitli bölgelerinde yer alan ufak tefek çakralar olarak ifade edilmektedir. Yedi esas çakranın dışındaki diğer küçük çakralardan farklı olarak; 40 ikincil çakradan da bahsedilerek bunların çoğunun gövdede, avuç içlerinde, boyunda ve ayak tabanlarında yer aldığı bilgisi verilmektedir.
Şekil 1: Çakraların yerleri ve isimleri
Vücudumuzda enerjinin taşınması amacıyla kullanıldığı kabul edilen enerji kanalları, genel adlandırma ile "nadi” olarak anılır. İnsan bedeninde 72.000 enerji kanalı vardır. Nadi, hayat enerjisi Prana’nın aktığı kanal sistemidir, Sanskrit dilinde “kanal", "tüp" anlamına gelir. Sıradan insanlarda nadiler tıkanmıştır.[1]
Şekil 2: Enerji merkezleri ve alt sistemler
Meridyenler ise insan vücudunu, tıpkı kan damarları ve sinir sistemi gibi bir ucundan diğerine, bazen birbirleriyle kesişerek dolaşır. Geleneksel Çin tıbbında, 12 veya 14 meridyenden bahsedilmektedir.
Şekil 3: Meridyenler
Çakra ve nadi sayıları konusunda farklı görüşler öne sürülmektedir. Birçok enerji uygulayıcısına göre 7 çakra varken, Kabalist okumacılar, 10 farklı enerji noktasından; pranik şifa uygulayıcıları ise 11 çakra sayısından bahsetmektedir. Kim tarafından ve nasıl sayıldığı belirsiz olan; 88 bin çakra merkezi, 72 bin enerji kanalı gibi sayısal değerlendirmeler oldukça gariptir. Muhtemelen bu sayılar tamamıyla bir kabulden ibarettir diye düşünüyorum.
[1] Semercioğlu, B. H. Kadim Şifa Bioenerji Terapisi. İstanbul, s. 44.
Yorumlar (0)
Henüz onaylanmış yorum yok. İlk yorumu siz bırakabilirsiniz.
Yorum yapmak için giriş yapın.