Okuduğum ve incelediğim kaynaklarda, kapalı ve girift bir dil kullanıldığını gördüm. Gerçekte sıradan bir kişinin deneyimleyemediği, normal hayatta karşılaşamayacağınız anlatımlar, kesin bir dille ve doğru bilgi formunda sunuluyor. Aslında herhangi bir bilimsel veri içermiyor. Hatta bir bilgi değeri de yok. Örneğin Steine, DNA gibi, insanın en küçük bileşeni hakkında iddialı ifadelerle konuşabilmektedir:

“Artık bedeninizde saklı tarihi açmanın zamanı geldi. Bırakın ışık-şifreli iplikçiler yeniden birleşerek yeni sarmallar oluştursun; kendinizi DNA'nın size vereceği yeni bilgilere açın. İnsan DNAsıyla yeniden bağlantı kurma ve ışık varlıklar (Ki veya bilgi anlamında Işık) olarak geçmişimize sahip çıkma fikri, Reiki için kusursuz bir mecaz gibidir. Kiyi yeniden sirküle etmek ve bedenin normal enerji akışını tesis etmek için mikrokozmik yörüngeyi çalıştırın.

Bu düzeyde yapılan şifa çalışmaları derin değişimler yaratır, genellikle 'mucize’ tabir edilen nitelikte değişimler. Reiki şifacıları, bu 'mucizeleri’ her uygulamada görür, onları meydana getiren de çoğunlukla Dai-Ko-Myodur.”

DNA nasıl bana yeni bilgiler vermektedir? Bu açılımı nasıl yapacağım? DNA ile nasıl bağlantı kurabilirim? Işık varlıklar kimlerdir? Işık varlıklar olarak, geçmişimize sahip çıkmak ne demektir? Mikrokozmik yörünge nedir, nerededir? Bu soruların hepsi birer muamma olarak karşımızda durmaktadır. Steine’nın kitabının ilerleyen sayfalarında da bu soruların net ve bilimsel cevapları yoktur. Ama kullanılan kavramlar, bilime ait kavramlardır. Hâliyle okuyucunun zihninde bilimsel bir alan şekillenmektedir.

Mucize, Allah’ın peygamberlerine verdiği olağanüstü hâldir. Steine, uygulayıcıların sebep olduğu şifayı mucize olarak nitelendirmekte ve bu mucizeyi Allah’a değil Reiki sembolü Dai-Ko-Myo’ya vermektedir. Bu ise tamamıyla şirk olarak değerlendirilebilir. Ayrıca Reiki şifacıları öyle üstün bir güce sahiptir ki her seans ve uygulamalarında mucizevi sonuçlar elde edilmektedir. Bu iddiadaki güce bakarsak, tüm hastaneleri kapatmamız ve tıp fakültelerinde sadece Reiki dersleri vermemiz gerekir. Steine’nın inanmışlığındaki bu kesinlik bana, yıllar önce gazetelere yansımış bir boşanma hikâyesini hatırlattı. Boşanma davası açan adam mahkemeye, boşanma gerekçesi olarak eşinin Reiki uygulamalarındaki saplantılarını sunmuştu. Reiki’nin gücüne kesin bir inanç içindeki kadın, ateşler içinde yanan hasta çocuğunu hastaneye götürmeyi reddetmişti. Çünkü kendisinin gönderdiği Reiki enerjisi kızını iyileştirmeye yetebilirdi. 

Enerjinin gücüne olan inancın nereye vardığını bir örnekle daha göstermek istiyorum. Artık iş öyle bir yere varmış ki mahkeme sonuçlarına tesir edebileceğini düşünerek, Reiki enerjisi göndermek kadar, garip inanış ve uygulamalarla bile karşılaşmanız mümkündür. Bir uygulayıcının sayfasında paylaştığı tavsiyeyi paylaşıyorum:

“Merhaba XXX Hanım,

Sizin takipçilerinizdenim. Ankara’da, tılsımlara katıldım ve Reiki 1 inisiyasyonu da aldım sizden. Reiki’yi sizden okudum ve sizden öğrendim. Bunun için size tekrar çok teşekkür ediyorum. Hatta yayınlanan geri bildirimim vardı. Şimdi, sizden babam için yardım istiyorum. Henüz Reiki 2 almadığım için ben, uzaktan gönderemiyorum. Babamın yaklaşık 2 yıldır süren bir davası var ve haklı olduğu hâlde bir sonuca ulaşamıyor. Babam memur emeklisi ve 4 yıl önce yaptığı bir işin bedelini, çalıştığı firmadan alamadı. Ben, babama Reiki göndermek için izin aldım. 19 Nisan, Salı sabah 9.30’da duruşması var. Ben, yine de Reiki gücüm yettiği kadar deneyeceğim ama sizin yardımınız olursa çok mutlu oluruz. Saygılar ve sevgiler…”

“Duruşmalarda Adalet İçin Reiki Göndermek

Bir öğrencim benden yardım istemiş. Babasının duruşması için. Baba adını yazmamış. Bunlar, Reiki gönderiminde çok önemli. Neye, hangi konuda Reiki gönderiyorsak, sembol sıralamasını ona göre yapmalıyız. Babasından izin almış, bu harika ama babasının yüksek benliğinden de ayrıca izin almalıyız. Bu detayları, örnek olması için değerli öğrencilerimin kullanımına sunuyorum.

Nasıl Reiki Göndereceksiniz?

“Babamın (kişi adı), yüksek benliğinden izin istiyorum. 19 nisan, saat 9.30-11.30 arasında gerçekleşecek duruşmanın, babamın (kişi adı yazılmadığı için belirtemiyoruz), evrenin en yüksek hayrına olacak şekilde sonuçlanması ve adaletin yerini bulması için 2 saat boyunca Reiki enerjisinin akmasına izin veriyorum.”

Reiki 2 öğrencileri, uzaklık sembolü+güç sembolü (her ikisi de)+duygusal sembol sıralaması ile Reiki göndermelidirler. Reiki göndermek için şimdiden planlama yapabilirler.”

Yine anlatımlarda dikkat çeken bir diğer husus ise dinî söylemlerin de aynı kesinlik ile ele alınıyor olmasıdır. Uygulayıcılar, sanki kendilerine bir kısım sırlar açılmış ve âdeta mana âleminde bulunmuş edasıyla konuşmaktadırlar.

Kendisinin, 300 evliyadan birisi olduğunu iddia eden, muskalar yazan, bioenerji uygulayıcısında bu hâli çok tecrübe etmiştim. Bu kişi, sık sık kalbimizden geçenleri bilir ve zaman zaman Sen bu konuda aslında şöyle düşünüyorsun.” diyerek, söylemek istemediklerimizi aşikâr ederdi. Onun bu gizli olanı bilebilme yeteneği bizi çok etkilerdi. Sonradan öğrendim ki bu uygulayıcı, sadece insanların kalbinden geçeni bilebilmek amacıyla, 40 günlük riyazet yapmıştı. Ama böylesine üstün bir özelliği olan uygulayıcının, sapkınlık derecesine varan cinsel içerikli, ahlaksız anlatımlar ağzından hiç eksik olmuyordu. Bir yandan Kur’an okurken diğer yandan haber takip etmesi, televizyonda fal bakanların programlarından aldığı notlar beni rahatsız etmiş ve kendisi hakkındaki hüsnüzannımı yıkmıştı. Demek ki sahip olduğu özelliği, manevi bir kazanımdan kaynaklanmıyordu!

Allah, insanların özel hâllerini araştırmamızı "Ey iman edenler! Zandan çok kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Tecessüs etmeyin (birbirinizin gizli yönlerini araştırmayın).”[1] diyerek yasaklar. Settar ismiyle kullarının ayıplarını örter. Kuran’da Göklerde ve yerde Allah’tan başkası gaybı bilmez.”[2] diyerek biz kulların, diğer kulların gizli hâllerini bilemeyeceğimizi söyler. Oysa bu kişi, Allah’ın kendine mahsus kıldığı alana girmek amacıyla riyazet yapmıştı. Niyet ilahi rızayı kazanmak değil, dünyevi bir gayeydi.

Kişi, şirk konusunda artık sınırı geçmişse, cinni şeytanların bu tür desteklerini görür. Şeytan, kişiye günahları kadar tesir ve yardım edebilir. Yoksa rastgele herkese aynı hâli yaşatamaz. Bu tür hâllerin yaşanması ise uygulayıcının, kendini özel hissetmesine, belli bir makam kazandığını sanmasına, insanlar arasında itibar kazanmasına, aynı zamanda uyguladığı ilmin de değer görmesine ve hak gibi algılanmasına sebep olmaktadır. Benim bu uygulayıcıda tecrübe ettiğim hâller ancak bununla açıklanabilirdi.

İslam coğrafyasında, önceden ve gizliyi bilme meselesi, uygulayıcılar tarafından manevi makam ve velilik kavramlarıyla yorumlanmaktadır. Oysa bu hâli, batıl inançlı uygulayıcıların da aynen yaşayabildiğini, kendi anlatımlarından okumaktayız. Demek ki konunun manevi makamlarla pek de ilgisi yokmuş. Bu hâli, Barbara Ann Brennan şöyle örneklendirmektedir:

“Önceden bilme, preknosyon ya da ruhsal öğretmenlerden bir uyarı diyebileceğimiz şeyin bir örneğiyle, bir arkadaşımı ziyarete gittiğim bir gün karşılaşmıştım. Bürosunda olmadığı, kalp krizi geçirmiş olabileceği ve şifa vermem gerektiği bana söylendiğinde, arkadaşımın bürosundan üç blok uzaktaydım. Bürosu kapalıydı, eve gittiğimde onu sol kolu üzerinde yatmış, acı çeker vaziyette buldum.” [3]

Dr. Pearl de benzeri tecrübeler yaşadığından bahsetmektedir:

“Şifa seansına gelen hasta için sevgi ve güvene dair sözcükler işitiyordum. Daha sonra bu bilgi daha spesifik hâle gelerek isimler, hastanın geçirmiş olduğu hastalıklar, alması ve uygulaması gereken diyetler, ilaçlar, tedaviler şeklini almaya başladı. Bu sözlü talimatları izlemeyi seçenler iyileşmeye başladı.” [4]

Brennan “Bana söylendiğinde…”, Dr. Pearl ise “Sözcükler işitiyordum.” ifadeleri ile manevi rehberlerinden aldıkları bilgileri kastetmektedirler. Yoksa burada söz konusu olan, iletişim kurulan ve kendisinden bilgiler alınan bir insan değildir. Bu, kendilerinin Heyoan, Emanuel gibi isim verdikleri ve sadece kendilerinin görebildiği ve konuşabildiği bir varlık veya ruhtur. Bu konuyu bir sonraki bölümde “Manevi Rehberler ile Görüşme ve Kanal Olma” başlıkları altında genişçe ele alacağım.

Dr. Pearl, bu kadarla da kalmayıp bu konudaki diğer bir tecrübesini, depremleri önceden bilebilmesi olarak örneklendirir:

“İçimde bir şeyler tetiklenmiş gibiydi. Bundan sonraki 2-3 yıl boyunca, 24 depremden 21'ini doğru olarak tahmin ettim.”[5]

Şifacıların, buna benzer sıra dışı özellikleri hem kendilerinin seçilmiş, üstün insan oldukları inancını benimsemelerine hem de danışanlarının gözünde, hayranlık duyulacak bir konum kazanmalarına yol açmaktadır.

 


[1] Hücurat, 49/12

[2] Neml, 27/65

[3] Brennan, B. A. Işığın Elleri. İstanbul: Meta. s. 166.

[4] Pearl, D. (2011). Tekrar Bağlantı. İstanbul: Butik Yayıncılık, s. 111.

[5] Pearl, D. (2011). Tekrar Bağlantı. İstanbul: Butik Yayıncılık, s. 32.

 

Yorumlar (0)

Henüz onaylanmış yorum yok. İlk yorumu siz bırakabilirsiniz.

Herhangi bir şey arayın...