Enerji uygulamalarında uygulayıcı, yanında hatta aynı şehir ve ülkede bile bulunmayan kişilere seans uygulayabilir. Uygulayıcılar bir resim, yastık veya bebek gibi bir cisim (suje) kullanarak veya bazen de zihnen hayal etmekle enerji göndermekte ve karşıdaki kişi de bu enerjiyi hissetmektedir. Sadece seans uygulaması ile kalınmaz, aynı zamanda uzaktaki kişi hakkında teşhis de yapılabilir. Uygulayıcı, zihninde sanal olarak danışanın bedenini hayal eder ve elini onun sanal bedeni üzerinde dolaştırır. Mesela elini hayalen, danışanın beline getirdiğinde, elinde bir yoğunluk hisseder. Bu, elinin altında bir balon varmış gibi bir histir. Böylece danışanın belinde bir rahatsızlık olduğunu anlar.
Radyo dalgaları örnek gösterilerek, insanın da benzer bir güce sahip olduğu iddia edilmektedir. Prof. Dr. Caner Taslaman’ın, bir TV programında anlattığı güzel bir olay var. Bir uygulayıcı, Reiki seansı alan danışana, vücudunda potasyum eksiği bulunduğunu söylemiş. Elindeki bir çubuğu, danışanın başını üzerinde çevirmeye başlamış. Danışan uygulayıcıya ne yaptığını sorunca, potasyum yüklediğini söylemiş. Danışan “Hani arada bir kablo falan yok?” deyince, uygulayıcı “Senin kuantum fiziğinden haberin yok galiba.” demiş. Sınırlı bir bedene hapsolmuş insanın, hiç dokunmadan yanındaki veya binlerce kilometre uzaktaki birisine tesir edebilmesi, sadece kuantum fiziğiyle izah edilemez.
Bu konu, benim enerji uygulamaları hakkında şüpheye düşmeme sebep olan, önemli bir konu başlığıydı. Uygulamalarımı, bazen bir başka şehirde bulunan danışmanım için yaparken bazen de İngiltere gibi uzak ülkelerde bulunanlar için de yaptığım zamanlar oldu.
Brennan ve Steine da uzaktan uygulama konularına değinmektedirler.
“Doğrudan erişimin, ister hasta sizinle aynı odada olsun ister uzak mesafede bulunsun, yine de işe yaradığını gördüm. Gerçekleştirdiğim en uzak mesafeli aura okuması, New York-İtalya arası yaptığımız bir telefon konuşması esnasındaydı. Bu noktada, uzun mesafeli okumalarımın, görünüşe göre hayli başarılı olduğunu söyleyebilirim.” [1]
Uzaktan enerji gönderme, karşıdaki danışanın izin vermesi ile gerçekleşebilir. Yoksa rastgele izin almadan, uygulayıcının bir başkasının alanına girip ona izinsiz olarak enerji gönderemeyeceği düşünülmektedir. Bu konuda Steine; “Kişiden izin aldıktan sonra ben, ışık gönderirim.” [2] diyerek izin kavramını gündeme getirmektedir.
Bu konu, zaman zaman bioenerji seansı almış kişiler tarafından da endişe ile gündeme getirilmektedir. Acaba uygulayıcı, benim iznim olmadan bana enerji göndermeye devam etmiş midir? Benim bu konudaki tecrübem, kimsenin bir başkasına, izni olmadan enerji gönderemeyeceği yönündedir. Zaten ortada gönderilen bir enerji de söz konusu değildir aslında. Bu iki tarafın karşılıklı rızasının sonucunda, cinni şeytanın kişilere yaşattığı bir algıdan ibarettir. Bu konunun daha iyi anlaşılabilmesi ancak ilerleyen sayfalardaki açıklamalarımdan sonra mümkün olabilir.
[1] Brennan, B. A. Işığın Elleri. İstanbul: Meta. s. 164.
[2] Steine, D. (2002). Bir Şifa Klavuzu Reiki Esasları. İstanbul: Arıtan Yayınevi, s. 84.
Yorumlar (0)
Henüz onaylanmış yorum yok. İlk yorumu siz bırakabilirsiniz.
Yorum yapmak için giriş yapın.