İçgörü veya bazı uygulayıcıların ifadesi ile röntgen göz, birçok uygulayıcının elde etmek istediği ama ancak az sayıda, ileri seviye uygulayıcıların kullanabildiği bir özelliktir. İçsel görü; MR ve röntgen cihazının yaptığı işlevin, insan tarafından yapılan versiyonudur. Bunu, vücudun içine istenen belli bir oranda, derinlikte ve çözünürlükte bakabilme olarak tanımlayabiliriz. İleri seviye bioenerji uygulayıcıları, baktıkları zaman vücudun içini görebilme özelliğine sahiptirler. Bunu yapabilmek için 3. göz (altıncı çakra yani alın çakrası), aktif olmalı ve zihnin geri kalan kısmı tamamen durgun ve sakin olmalıdır. Uygulayıcılar, bu yetenekleri ile mikroorganizmaları, hatta DNA’yı dahi görebildiklerini iddia etmektedirler.
Brennan bu konudaki deneyimini şöyle açıklar:
“Şifacı, röntgeni çekilmiş gibi bedenin içini görür. Bu görüş türü, hücresel ve hatta virüs boyutunda, istenilen derinlikte ve çözünürlükte bakabilmeyi sağlar. Bu noktadan başımı oynatmadan, istediğim yöne bakabilirim. Bana bir hasta geldiğinde, ilgilenilecek alanları anlamak için tüm vücudu kabaca tarıyorum. Kırılmış bir kemik ve kasıktaki iltihap, gördüğüm bazı mikroskobik içsel görü örneklerdir.
Arkadaşım ve iş ortağım Sandy Wand, genelde biri üzerinde çalışırken semboller görür.”
Brennan, hastaları ile yaşadığı içgörü deneyimini ve bu esnada rehberi tarafından nasıl yönlendirildiğini şöyle anlatıyor:
“Şifa seansım boyunca onun enerji alanını, yani aurasını, yüksek duyusal algılama ile gözden geçirdim. Rahminin sol alt tarafında, bazı anormal hücreler gördüm. Aynı zamanda düşük ile ilgili koşullar da gördüm. Anormal hücreler plasentanın yapıştığı yerde bulunuyorlardı. Ayrıca Jenny’nin durumunu ve ne yapılması gerektiğini tarif eden sözler de duydum. Duyduğum, Jenny’nin okyanus kıyısında bir aylık bir tatile gitmeye, belli vitaminler almaya, belirli bir diyet ve meditasyon programına ve tek başına günde iki saat geçirmeye ihtiyacı olduğuydu. Şifanın tamamlandığı ve bir daha bana gelmesine gerek kalmadığı da söylendi. Şifa sırasında, onun psikolojik tavrı ve bu tavrın kendine şifa vermedeki yetersizliğini nasıl etkilediği konusunda da bilgiler aldım.
Örneğin bir vakada, ‘O, kanser dendiğini duydum.’ Ve siyah noktalar gördüm. Siyah noktalar, daha sonra çekilen bir tomografi filminin sonuçlarıyla biçim, boyut ve yer olarak bağlantılıydı. İçsel görüm sayesinde, kanın artık normal olduğunu görebiliyordum.”[1]
Bizim coğrafyamızdaki, özellikle dini kendisine referans edinmiş bazı uygulayıcılar, içsel görü yeteneklerini geliştirme sürecinde daha çok zikirleri tercih etmektedirler. Allah’ın isimlerinden, ilim ve görmekle ilişkili olanları veya Kur’an’dan gayba dair konuların işlendiği ayetleri çokça ve ebcet değerlerine göre zikrederek, içsel görü yeteneklerinin ortaya çıkması için çabalamaktadırlar. Elde edilen kazanımlarını ise kendilerinin manevi makâmlarına birer delil olarak düşünmekte ve dinî konularda yetkinliğe erdiklerini iddia etmektedirler. Oysa elde edilen kazanımların, zikirlerle elde edilen manevi bir ilerlemenin sonucu olmadığını, başka din mensuplarının, hatta dinî inançlara mesafeli insanların dahi aynı sonuçları elde etmesinden anlayabiliriz. Mesela Brennan, bu yeteneğe sahip olmanın yolunun, nefes ve meditasyon teknikleri ile elde edilebildiğinden hatta yaşanan problemlerin kaynağının dahi vizyonlar hâlinde kendisine gösterilmesinden bahseder:
“Bazı nefes ve meditasyon teknikleri ile kişinin, hipofizi titreşecek ve altın rengi ışıklar saçacak şekilde hareketlendirilebilir. İçsel görüyü öğrenme uygulaması yapmanın en iyi yolu, “beden içine yolculuk” denilen derin rahatlama tekniğidir.
Görüntü, şifacının zihninde sanki bir televizyon ekranındaki gibi belirebilir. Ayrıca hastanın bacak ağrısıyla bağlantılı geçmiş deneyimlerini, mesela çocukken bisikletten düşmesini ve diyelim yirmi yıl sonra şimdi, ağrının olduğu yerde ayağını incitmesini, resim formunda bize sunacaktır.”[2]
Eden ise yapılan çalışmalarda içsel görüyle elde edilen sonuçların, doktorların teşhisleriyle uyuştuğunu da söylemektedir:
“Elli hastalık bir numunede, Myss'in duru görü teşhisi, Dr. Shealy'nin tespit edilen hastalıkların yüzde 93'ünde tıbbi teşhisle örtüştü.”[3]
Rüyalar; rahmani, şeytani ve dünyevi şeklinde üç kategoriye ayrılmaktadır. Rahmani rüyalar, Allah’ın kullarına bir ikramı olarak ortaya çıkmakta ve insana hayatındaki bazı konularda yol gösterici bir içeriğe sahip olmaktadır. Şeytani rüyalar ise şeytanın tesiriyle ortaya çıkan bir durumdur. Bunlar, korku dolu kâbuslar veya cinsel içerikli yapıda olabilir.
Enerji uygulamalarında tecrübe edilen içsel görü ise uygulayıcının zihninde görüntü oluşturulması durumudur. Şeytan nasıl beyinde rüyalar vasıtası ile görüntü oluşturabiliyorsa, aynı şeyi uygulama esnasında uygulamacının zihninde yapabilmektedir. Vücudun iç görüntüsünü beyinde oluşturabilmekte ve problem olan yerleri kişiye gösterebilmektedir. Bu konuda şeytanın tesirinin nasıl oluştuğu ve neden uygulayıcılara bu konuda yardımcı olduğu kitabın ilerleyen bölümlerinde yaptığım değerlendirmelerle daha iyi anlaşılacaktır.
[1] Brennan, B. A. Işığın Elleri. İstanbul: Meta. s. 164’ten itibaren derleme
[2] Brennan, B. A. Işığın Elleri. İstanbul: Meta. s. 164’ten itibaren derleme
[3] Eden, D. (2014). Enerji Tıbbı. İstanbul: Butik Yayıncılık, s. 34.
Yorumlar (0)
Henüz onaylanmış yorum yok. İlk yorumu siz bırakabilirsiniz.
Yorum yapmak için giriş yapın.