Enerji uygulayıcılarının kendilerince kutsal kaynaktan, ruhsal-manevi rehberler aracılığıyla aldıkları bilgiler ve yönlendirmelerin neticesi olarak sahip olduklarına inandıkları özel ve gizli yetenekleri; bedenin içini görme, gizli olanı bilme, en ağır hastalıklarda şifaya vesile olma, rüyalarında ve yarı uyku diyebileceğimiz yakaza hâlinde yaşadıkları hâller, yaratıcı ve meleklerle temas kurma gibi olağan dışı/üstü hâllerinin neticesi olarak, kendilerinde oluşan seçilmişlik hissi ve kanaatinin son noktası, manevi uyanışa erdiği düşüncesidir. Budizm’de Nirvana’ya, tasavvufta velayet makamına ulaşmak olarak zikredilen bu hâl, birçok enerji uygulayıcısının uzun meditasyonlar veya bizim coğrafyamızda zikirler ile elde etmeye çalıştıkları bir hâldir. Theta Healing kurucusu Vienna, bu seviyeye ulaşanları “uyanmış üstatlar” olarak zikretmektedir. Bu üçüncü gözün açılma hâlidir de aynı zamanda.
Benim, bir yıl eğitimlerine katıldığım uygulayıcı, kendisinin ilk beş evliyadan birisi olduğunu düşünürken, bir diğer uygulayıcı olan emekli imam ise kendisinin, ilk 300 evliyadan birisi olduğunu ifade etmişti. İnternette videolar paylaşan bir kısım uygulamacıların da uyanış üzerine videolar paylaştığını görebilirsiniz.
Uygulayıcıların bir kısmı, üçüncü gözünü açabilmek amacıyla; meditasyonlar yapma, altın suyu içme (manna), floritli diş macunları kullanmama, bazı gıdaları tüketme-tüketmeme, alın bölgesine masaj yapma gibi uygulamalar yaparlar. Kendilerine dini referans edinen Müslüman uygulayıcılar ise aynı hedefe varabilmek amacıyla zikir çeker, namaz kılar ve oruç tutup riyazet yaparlar.
Uyanış meselesini; nur frekansına uyumlanma, bekabillaha-fenafillaha ulaşma, sidret’ül müntehayı tecrübe etme, nefis mertebelerinde en üst makama çıkma, şeriatten hakikate geçiş, tepe çakrası ve üçüncü gözü açma, Alfa enerji frekansı ile temas kurma, iç çocukla iletişime geçme, 7. seviyeye çıkma gibi farklı isimlerle açıklamaktadırlar. Artık işin özüne ermişlerdir. Dinin şekle bağlı zorunluluklarının onlar için bir bağlayıcılığı kalmamıştır. Bu sözde makamların neticesi olarak; kendilerini başörtüsünden muaf görme, asıl olanın şeklen değil, ruhen namaz kılmak olduğu iddiasında bulunma, seans esnasında karşı cinse, mahremi olmamasına rağmen dokunabilme serbestliği hissetme vb. şeklinde yorumlandığı durumlarla karşılaşabilirsiniz.
Reiki üstadı Steine bu değişim sürecini şöyle ele almış:
“Reiki 2 uyumlamasının ardından şifacı, derin bir değişim sürecinden geçer. Uyumlamadan sonra altı ay boyunca şifacının bütün kökleşmiş duygusal ve zihinsel kalıpları değişime uğrar… Duygusal/zihinsel arınma süreci her zaman kolay olmayabilir. Kişi, başkalarıyla mevcut ilişkilerini sona erdirebilir… Uyumlama süreci bugün, yeryüzünde gerçekleşen belki de en kutsal olaydır. O basit hareketlerin tamamlanmasından itibaren şifacı yaratılmış olur-aslında uyandırılmış olur demek daha isabetli. Reiki uyumlamasını alan her birey farklı şeyler tecrübe eder. Renkler görebilir, duyumlar hissedebilir, geçmiş hayatlarına dair resimler görebilir, ruh kılavuzlarıyla irtibat kurabilir ya da saadet ve sevinçle dolabilir.” [1]
Kişinin savunduğu fikriyatın artık eşi ve çevresi tarafından anlaşılamayacağı ve neticede dışlanabileceği, bu sebeple hakikat sırrına ulaşamamış bu insanlara karşı sessiz olması, gerçek fikriyatını onlara açmaması telkin edilir. Sonuç olarak uygulayıcı kendini gerçekleştirmiş ve Allah’ın seçkin kulları arasına girmiştir. Artık uyanmış, üstadının anlatacağı her şeye tam bir teslimiyet gösterecek duruma gelmiştir. Kendisine verilen sırları da kimseyle paylaşmamaya dikkat etmesi gerekir. Rehberlerin kendisine izin verdiği kadarını açmalıdır. Yoksa bedelini ödeyebilir.
Ezoterik yeni inanç ve yaşam stili zamanla kişinin eşi, ailesi ve çevresinin dışlamasıyla devam edebilir. Çok defa bu tür uygulamacıların ciddi aile problemleri yaşamaya başlaması ile karşılaştım. Zaten bazı uyanmış üstatların sohbet videolarında da bu mesele sık sık gündeme gelmektedir. “Eşim beni anlamıyor, onu boşamalı mıyım?” gibi soruların uyanmış üstatlara sorulduğunu, onların da “Şu esmayı okuyup yüzüne üfleyin.” gibi bazı tavsiyelerine, videolarında şahit olabilirsiniz.
Theta Healing üzerine yazdığım, “Bir şirk yolu olarak: Theta Healing” yazımın akabinde birçok kişiden destekleyici mesajlar aldım. Arayan veya mesaj atan okuyuculardan sekiz tanesi ciddi aile problemleri yaşadıkları, ayrılma aşamasına geldiklerini söylemişlerdi. Dinî hayatı kendilerine gaye edinmiş ailelerde dahi durumun “Seninle boşanırım ama Theta’yı bırakmam.” denilebilecek boyutlara ulaşabildiğini, iki evli beyefendi benimle paylaşmıştı.
Bu tür ezoterik uygulamalar sadece aile problemleriyle karşımıza çıkmıyor. Uygulayıcıların zaten kendi problemlerine çözüm bulma adına çıktıkları ve birer uygulayıcıya dönüştükleri bu yollarda, özellikle psikolojik problemi olan bazı danışanların, dinî inanışlarını yeni bir felsefi akımla şekillendirmeye ve çevrelerinden kopmaya başlamaları ile ciddi ruhsal problemler yaşamaları da söz konusu olmaya başlıyor. Nitekim benim eğitim aldığım hocanın bir öğrencisi ve daha sonra duyduğum intihar vakaları da bunun bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor. Hocam, intihar eden öğrencisi hakkında “Hiçbir problemi yoktu, ibadetleri konusunda çok dikkatli bir insandı. Neden intihar etti, anlamadık.” gibi yorumlar yapmıştı.
Kişisel gelişim kitaplarından devşirilmiş; Budizm, Hristiyanlık, Kabbala, Şamanizm, pagan ve materyalist düşünce ile harmanlamış, bizim kültür kodlarımıza ve dinî inanışlarımıza ters olan bu fikirler, safha safha uygulayıcı ve danışanlara aşılanıyor. Bir taraftan tasavvuftan devşirilmiş; hiçlik, hiç olma, insanlığa hizmet gibi kavramlar dillendirilirken diğer taraftan kendiniz olun, kendiniz için yaşayın, kendinizi sevin, kendinize değer verin, kendinizi gerçekleştirin, kendinizi aşın gibi telkinlerle, İslam’ın kültür kodlarımıza aşılamış olduğu yardımlaşma, diğerkâmlık, hasbilik, paylaşma, tevazu, kibirden ve benlikten uzak olma gibi güzel hasletler hayattan tasfiye ediliyor. Yerine kendini aşma sevdasına düşmüş, bencil ve egoist, başarıyı hedeflemiş ve her şeyi bundan ibaret gören, kaderi değiştirebilecek kadar sınırsız bir gücü olduğuna hatta seçilmiş bir kul ve kişi olduğuna inanan, sevgi pıtırcığı bir insan modeli çıkıyor. Ama insan aciz olunca ve kendine çizilen bu hedeflere varamayınca bu defa ciddi ruhsal problemler başlıyor.
Benim, gerek kendi eğitim aldığım çevrede gerekse takip ettiğim ve muhatap olduğum uygulayıcılarda gördüğüm, kendilerinden ders alınan bu güya uyanmış üstatlara karşı aynen bir kısım sapkın tarikatlarda olduğu gibi tam bir teslimiyet havasının hâkim olduğu idi.
İnternetteki videolarının yorumlar kısmında, bazı takipçi ve talebelerin, anlatılanlardan bir şey anlamadığını dile getirdiklerini sık sık görürüz. Buna karşı uyanmış üstadın “Hele benim seviyeme gelin, nefis mertebelerini bir geçin, size daha ne âlemler, ne sırlar açılacak!” gibi ifadelerle işi daha da sırlı hâle getirdiğine şahit oluyoruz. Aslında bu algı yönetiminde önemli bir taktiktir. Bilgi kapalı cümlelerle verilerek, “Sizin bilmediğiniz, benim bildiğim sırlar var, hele bu makama bir gelin bakalım.” gibi cümlelerle kendini hem daha bir üst makama konumlar hem de talebelerini meditasyon, zikir ve diğer ritüelleri yapma konusunda motive eder.
Müslüman coğrafya uygulamacılarının, kendilerine verilmiş manevi bir makam olarak zikrettikleri uyanış aşaması diğer yazarlar tarafından şöyle ele alınmaktadır:
Henkin:
“Gerçekte bütün psişik, şuurluluk ve mistik geleneklerde, kendi bireysel gücünüzü fark etmeye giden ilk adım, ‘uyanma’ sürecidir... Bir gün uyanınca, daha önceleri sizden gizlenmiş olan ya da kavrayamadığınız şeyleri, birdenbire görmeye ve anlamaya başlarsınız. Uyanmada ilk adım müşahadedir... Kendini müşahade süreci, şuuraltı diye bildiğimiz zihnin uyuyan bölümlerini harekete geçirir. Zihnin bu kısmı uyanınca, bireyde depolanmış ve hiç açılmamış müthiş bir kuvveti serbest hâle getirir.”[2]
Steine, uyanışın Reiki’nin kurucusu Usui için şöyle gerçekleştiğini anlatmaktadır:
“Yirmi bir çakıl taşını önüne koyar. Her günün sonunda bir tanesini fırlatır. Son günün sabahında, şafaktan evvel günün en karanlık saatinde Usui, bir ışık huzmesinin kendisine yöneldiğini görür. İlk tepkisi kaçmak olur ama sonra bir daha düşünür. Bu gelenin, meditasyonun cevabı ve sonucu olduğunu kabul eder ve ölümüne sebebiyet verecek olsa bile, onu karşılamaya karar verir. Işık onu üçüncü gözünden vurur ve bir süreliğine bilinç kaybına neden olur. Ardından ‘milyonlarca gökkuşağı renkli hava kabarcığı’ görür ve nihayet bir ekrana yansıtılmışçasına Reiki sembolleri belirir. Bu sembollerin her birine baktıkça, onlarla ilgili şifa enerjisinin nasıl harekete geçirileceğinin bilgisini özümser. Böylece ilk Reiki uyumlamasını alır. Eski şifa yöntemi ruhsal yollarla yeniden keşfedilmiştir… Budistlere göre tek ve gerçek şifa yöntemi ‘Aydınlanma Yolu'nun kendisidir.
Burada meditasyon yoluyla, içinde tanrıların ve şeytanların kol gezdiği engin dünyalar yaratılır. Bu varlıklar, kendi varlıklarının ötesindeki dünyada, öğrencinin rehberi olurlar. Reiki-2 uyumlamasıyla, diğer gerçekliklerle irtibat kurulur ve şifacı, bilgi ve yardım için başka dünyalarla iletişime geçmeyi öğrenir.”[3]
Allah (cc), kıyamete kadar baki kalacak kitabında, peygamberi aracılığıyla, son kez insanlığa hitap etmiştir. (Maide, 3) Son peygamber Hz. Muhammed’den (sav) sonra, vahiy kapısı kapanmıştır. Peki vahiy kapısı kapanmış ve Cebrail (as) vazifesini tamamlamışken, enerji uygulamacıları kime kanallık yapmakta, kim tarafından seçilerek olağan dışı özelliklere mazhar olmaktadırlar? Görüştükleri ruhsal rehberler kimdir? Yaşadıklarını iddia ettikleri ruhsal uyanış nedir? Steine’nin ifadesiyle “İçinde tanrıların ve şeytanların kol gezdiği engin dünyalar” neresidir?
[1] Steine, D. (2002). Bir Şifa Klavuzu Reiki Esasları. İstanbul: Arıtan Yayınevi, s. 82.
[2] Henkin, A. W.-B. (1995). Ruhsal Şifacı Olmak. İstanbul: Bilyay, s. 72.
[3] Steine, D. (2002). Bir Şifa Klavuzu Reiki Esasları. İstanbul: Arıtan Yayınevi, s. 82.
Yorumlar (0)
Henüz onaylanmış yorum yok. İlk yorumu siz bırakabilirsiniz.
Yorum yapmak için giriş yapın.