Şifa ve enerji uygulayıcılarının, dikkat çeken yönlerinden birisi de mucize kavramını sıkça kullanmalarıdır. Uygulayıcıların değerlendirmelerinde, kendilerinin seçilmiş olduğu ve özel güç verildiği vehminin neticesi olarak, dikkat çeken bir diğer husus da şifayı kendilerinden bilme ve kibirdir. Bu, özellikle mucize kavramının kullanılmasında karşımıza çıkar. Sahip oldukları mucizeyi ise bazen Allah’a bazen evrene mal etmektedirler.

“Bu gönderinin altına, 111 enerjisine niyeti ediyorum. Haydi, ‘Evren, sihrini göster.’ yaz, sevdiklerine gönder. Unutma mucize bir tek inananlara gelir.

Yüksek sesle tekrarla. Allah’ım, bugünün mucizeleri neler? Bugün, şimdi, şu an mucizemi yaşamam için hangi enerji, alan ve seçim olabilirim? Sor bırak, evren sihrini göstersin. Mucizeler, bir tek inananlara gelir. Mucizeler bizimle ve sonsuz şükürler olsun.

Nasılsınız? Sorusuna ‘mucizeyim’ cevabını verirseniz hayatınıza, mucize insanları, olayları ve durumları çekersiniz. Kendinize, insanlara, hayvanlara, bitkilere ve taşlara fayda sağlayacaksınız. (100 frekanstır)

Evren diyor ki niyet et, mucizeler yolda. Şükürler olsun ki mucizelere inanıyorum. Şükürler olsun ki evren mucizelerimi gösteriyor.

Mucizelere, beklenmedik şekilde gelecek olan güzel şeylere açığım. Öyle güzel kapılar açılsın ki tüm kapanan kapılar şükrüm olsun. Rabbim, bu mucizeleri an be an yaşat bana.”

Uygulayıcıların, sebep oldukları şifayı, kendilerinden ve kendilerine ait mucizelerden bilmeleri bize, şeytanın kibrini hatırlatmaktadır. Acaba her gün, yüzlerce hastaya teşhis ve tedavi uygulayan doktorlar da birer mucize mi gerçekleştirmektedir? Yapılan işin, sadece peygamberlere ait bir olgu olan mucize ile bir alakası yoktur. Sanki sadece kendilerine has bir durummuş gibi bu ifade dile getirilmekte, dine ait önemli bir kavram da böylece sömürülerek bağlamından koparılmaktadır.

Mucize, sözlükte şöyle tanımlanmaktadır: Bir şeye güç yetirememek anlamındaki acz kökünden türeyen mûcizin (âciz bırakan) isim hâlidir. Peygamber olduğunu ileri süren kimsenin elinde, doğruluğunu kanıtlamak için Allah tarafından yaratılan harikulade olay. Peygamberlerin mucize göstermesi ilahi yardıma bağlıdır, ilahi yardım gelirse mucize gösterebilir, gelmezse âciz bir kul olarak peygamberin ortaya koyabileceği bir mucize söz konusu olmaz.

Yine aynı şekilde, Peygamberimiz Hz. Muhammed (asm) çok istemesine rağmen, amcası Ebu Talip imana gelmemiştir. Çünkü şifa veren de hidayet veren de sadece Allah’tır. Mucize, Allah’ın sadece peygamberlerine, nübüvveti tasdik etmek için verdiği olağanüstü bir hâldir. İslam literatüründe, bizim gibi insanlar için bu ifadenin kullanılması doğru değildir.

Takipçilerin, uygulayıcılar ne derlerse, sorgusuz sualsiz kabul ettikleri bu paylaşımlar, içerik olarak da sorunludur. “Evren diyor ki: Niyet et, mucizeler yolda”. Evren, bu kişiye bunu nasıl söylemiştir? Rüyasında mı, fısıldayarak mı, nerede, ne zaman, ne şekilde söylemiştir? Neden ona söylemiştir? Diğer normal insanlar, neden evrenin sözlerini duyamamakta ve mesajlarını alamamaktadır? Onlara kimin fısıldadığını, “Şeytanın Vahyi” konusunda işlemiştim.

 

Yorumlar (0)

Henüz onaylanmış yorum yok. İlk yorumu siz bırakabilirsiniz.

Herhangi bir şey arayın...