Uygulayıcılar anlatımlarında, yaptıkları işin zor ve karmaşıklığını vurgulayarak sahip oldukları yetkinliği nazara vermektedirler. Sahip oldukları bu yetenek ve yetkinlik ya büyük emeklerle elde edilmiş veya ilahi bir nimet olarak kendisine verilmiştir. Bu öyle herkesin ulaşabileceği bir durum değildir ve herkes bioenerji uzmanı olamayabilir. Olsa da onun kadar olamaz. Herkeste bir enerji varsa da o, nasıl kullanabileceğini öğrenmiştir veya kendisine öğretilmiştir. Onun sahip olduğu enerji daha temiz, zararsız ve tesirlidir. Söylemlerinde kendilerinin seçilmiş kişi olduğu havası vardır.

Bir kısmında, özellikle çocukluktan itibaren yaşadıkları sıra dışı tecrübeler söz konusudur. Vizyonlar görme, olaylar ve insanlar hakkında tahminlerinin doğru çıkması, rüyalarının gerçekleşmesi, hislerinin güçlü olması, uzakta olan hadiseleri sanki yanında oluyormuş gibi simüle edilerek görebilmesi ve anlatımlarının doğru çıkması, onu farklı kılan bazı özelliklerdir. Bu yetenekler, bir kısmında çocukluğundan itibaren bulunmasına karşın bir kısmında ise şifa çalışmalarıyla beraber meditasyon veya zikre başlamalarından sonra ortaya çıkmıştır. Yaşadıkları bu tecrübeler, kendilerinin, yaratıcı tarafından özel seçildikleri ve insanlığı şifalandırma görevi verildikleri kanaatine ulaşmalarına sebep olmaktadır. Benim uygulamalarına katıldığım kişilerden birisinin kendisini ilk yedi, diğerinin ise 300 evliyadan sandığını daha önce yazmıştım.

Bazı şifa uygulayıcılarının, kişisel farklılıklarına dair kendi anlatımlarına göz atalım; Brennan, çocukluğundan itibaren yaşamış olduğu bu olağan dışı olayları şöyle aktarıyor:

“Küçük hayvanların nerede olduğunu hiç bakmadan bildiğimi hatırlıyorum. Yerlerini hissedebiliyordum. Odunların arasında gözüm kapalı yürür, dokunmadan ağaçların varlığını anlayabilirdim.

Ağaçların yaşam alanları vardı ve bunu hissedebiliyordum. Sonra ağaçların ve küçük canlıların enerji alanlarını görmeyi öğrendim.

İnsanlara danışmalık yaptığım ve başları etrafındaki rengi hissettiğim yıllarda… Geriye baktığımda bu yeteneğimin doğumumdan itibaren var olduğunu görüyorum.”[1]

Henkin ise bunu, telefonun kimden geldiğini bilecek yeteneği ile örneklendirmektedir.

“Kolej yıllarında telefon çaldığında telefonun benim için olduğunu, kimin telefon ettiğini bazen telefon çalmadan bilirdim. Bizler dâhil bazı kişiler, fiziki gözleri ile aura görürler.”[2]

Donna Eden, ölmüş insanlardan mesajlar alabildiğini söyleyerek reenkarnasyon inancını pekiştirirken aynı zamanda koruyucu meleklerin varlığını duyumsadığından bahsetmektedir.

"Önemsediğim bir insan başını belaya sokarken, o sahneyi görebilirim. Ya da biri bana telefon etmeden birkaç dakika önce o kişinin yüzünü görürüm. Pek çok insan bu tip öngörü becerilerine sahiptir ama altıncı çakranın, zihinsel uyarıcı yağmurunun ortasında, onları ayrıştırmayı bilmezler. Ancak biraz pratikle, üçüncü göz son derece güvenilir bir bilgi kaynağına dönüşebilir.

…Aniden beni tehlikeye karşı uyaran, bana hemen arabaya gitmemizi, içeri girip kapıları kilitlememizi söyleyen net bir ses duydum.

Şahsen, kelime dağarcığıma, ‘koruyucu meleklerin’ varlığı, geçmiş yaşamlar ve ölmüş insanlardan mesajlar gibi, pek çok insanın felsefesinin ‘düşlerine girmeyen’ şeyler eklememe neden olan sayısız tecrübe yaşadım.”[3]

Bu vizyonlar ve özel hâller, şifacıların genelinde, çocukluğundan itibaren yaşanmaya başlamaktadır. Stibal, dört yaşından itibaren bu hâlleri yaşadığını anlatır:

“Dört yaşından beri ruhsal deneyimler yaşıyorum. Bu deneyimler, hayallerden uyanık hâldeyken vizyon görmeye kadar çeşitlilik gösteriyor. Durup dururken dünyama gelirlerdi ve bir anda ortaya çıkmaları bazen korkutucu olurdu.” [4]

Tekrar Bağlantı Şifası çalışmalarıyla dünyaca tanınan Dr. Pearl, bu seçilmişliğinin doğumunun öncesinde belli olduğunu, annesinin doğum sonrası yaşadığı olayları ve kendisinin yaşadığı sıra dışı olayları aktarır:

“Bu sessiz yakarışların cevabı olarak, annemin dünyada tamamlanacak işi olduğu anlatıldı. Geri dönerek çocuğunu yetiştirmesi gerekiyordu. Buraya getirilmesinin amaçlarından bir tanesi de özel bir anlayış sahibi olması içindi.

Doğumdan sonra bütün gece konuştun, dedi oda arkadaşı.

— Öyle mi?

— Kutsal Kitap’tan bir şeyler söylüyordun.

— Ne dedim?

— Bilmem değişik dillerde konuşuyordun. Değişik diller mi? Annem, hiçbir kadının bilmediği gibi yabancı dil bilmezdi.

Annem, bu deneyiminin derinliklerine inmek istedi. Özellikle, doğum sonrasında, bilinci kapalı iken ve ışık varlıklarla konuşurken bedenine neler olduğunu bilmek istiyordu.

Ölmüş ve geri gelmişti. Kendisi olanları düşündüğünde bunu, ölüme yakın deneyim değil ölümden sonraki yaşam deneyimi olarak adlandırıyordu.

Çoğunlukla kendimi Delfi kâhini olarak hayal ederdim. Delfi kâhinin kim ya da ne olduğunu bilmiyordum. Ancak uzaklarda bir mağarada oturduğumu ve sürülerce insanın bana danışmak için geldiğini gözümde canlandırırdım.

Belki de bunları düşünme kapasitemiz olmadığı zamanlarda seçilmişimdir. Ya da belki, doğduğum, annemin de yeniden doğduğu ve muhteşem ışığın anneme yapmak zorunda olduğu bir işinin olduğunu -beni yetiştirmek- söylediği gece seçilmişimdir. Belki de o zaman, gelecekteki işim belirlenmiştir. Ve şu anda, büyük bir olasılıkla ben, bununla tekrar bağlantı kuruyorumdur.

Uykuya daldıktan 1 saat sonra, son 10 senedir kullandığım başucumdaki lamba kendi kendine yandı ve evde birilerinin olduğu hissiyle uyandım.

Bu törenleri yaptığım gecelerde, her zamanki kilitleme ve tekrar kilitleme, alarmı kurma ve tekrar kurma işlerini yapıp nihayet uykuya daldıktan sonra, evde insanların olduğu hissi ile uyanıyordum. Kalbim çarparak yataktan kalkıyor, her an birisi ile karşılaşacakmışım gibi bir his taşıyarak evi dolaşıyor, sonra tekrar uyuyordum. Bu arada kapattığım bir kapının açıldığını ya da söndürdüğüm bir ışığın yandığını fark ediyordum.”17

Kazandığı manevi makamlar sebebiyle kendisinin, Hz. Peygamber’in eşlerinin dahi muaf olmadığı başörtüsünden, Allah tarafından muaf tutulduğunu söyleyen bir başka uygulayıcı ise yazdığı şiirleri, kendisine Allah’ın yazdırdığını, meleklerin kendisi yerine geceleyin zikre devam ettiğini, kullar ile Allah arasındaki perdeleri kaldırarak insanları arındırdığını, Allah’ın gökyüzünden gönderdiği frekansları görebildiğini, cennetteki makamının kendisine gösterildiğini, sesinde şifa olduğunu iddia etmektedir:

“Bana ledün ilmi verildi… Zikir esnasında bana cennet gösterildi… Mevlevi dedelerimiz ve Mevlanayı rüyamda gördüm. ‘Artık sohbet edebilirsin.’ izni ve hissiyatı bana geldi ve sohbetleri başlattım. Rabbinizle aranızdaki perdelerin kalkmasına vesile oluyorum… Benimle birlikte arınıyorsunuz… Tasavvufla ilgili çalışmalarımı 15 yıldır yapıyorum. Konuşmama şimdi izin verildi. Kendime kalacak kısmını kendime alıyorum, geri kalanı insanlara dağıtıyorum.

Cenab-ı Allah, bizim korunmamız için birtakım güçler verdi. Bunlardan birisi namazdır. Namaz, etrafımızda bir aura oluşturur. Nur ilminin içinde olduğum için bunu görebiliyorum. Allah, gökyüzünden bir frekans gönderiyor. Benim 3. gözüm açık olduğu için bunu görebiliyorum.

17 yaşında bana el verdi. Ruhumu gökyüzüne çıkmış hissettim. Türbe ziyaretimden sonra edebiyat ders notum 100 oldu ve eser yazmak bana nasip oldu. Şiirlerimi okuyanlar,  Mevlananın sözleri gibi derler. Zaten kaynak Allah’tı. Yazan ben değilim, yazdıran Allah’tır.

Bana soruyorlar, hoca neden ücret alıyor? Allah, ücret almadan size öğretmeme izin vermiyor.

10 yıl öncesinden bugün yaşananları hissedebiliyordum.

 Cenab-ı Allah’ın ilmiyle, bilinçaltı seansımla, kendinizin görüp farkında olmadığınız hataları size bulduruyorum. Bilinçaltı temizliği sayesinde insanların hayatları kısa zamanda güzelleşiyor…

Açık olmanın (tesettür), bedelinin benim için ne olduğunu bilmiyorsunuz. Allah bana bir ilim verdi ve ben bu ilimle muazzam bir şekilde korunuyorum. Şeytan ve cin bana zarar veremiyor. Çünkü etrafımda bir zırh var. Gece 12ye kadar ben zikrediyorum. Gece 12den sonra ise melekler rüyamda zikrediyor. Cenab-ı Hak, sahip olduğum bu ilim nedeniyle benim, açık olmama izin veriyor. Ben 1,5 yıl örtülü kaldım. İlk örtündüğüm gün meleği gördüm.

Sesimde bioenerji olduğu için, sesimde de şifa vardır… Cenneti görmek ve cennetteki makamımı görmek bana nasip oldu.”

Kendisinin Hz. İsa tarafından şifacı olarak seçildiğini söyleyen bir başka uygulayıcı, şifacılık serüveninin nasıl başladığını web sayfasında şöyle anlatıyor:

“Küçüklüğünden beri mistik olaylara ilgisi olan Xxxx’in büyükleri tarafından, diğer çocuklarından farklı olduğu keşfedildi… Herkesin, kendisi gibi maddenin arkasını görebildiğini sanıyordu… Tahsiline son verip tasavvuf hayatına kendini adadı. Bir gün rüyasında Hz. İsa (as) dedi ki: ‘Sana ‘ol’ emrinin hakikatinin sırrı ile ölüleri nasıl dirilttiğimi, hastaları nasıl iyileştirdiğimi göstereceğim ve öğreteceğim.’ Hz. İsa (as), Xxx’i bir mezarın başına götürerek gösterdi ve öğretti. Sonra dedi ki: ‘Sana fazla enerji yüklenildi. Bu enerjiyi hastalara aktararak şifaya başlayacaksın. Aksi takdirde sen hasta olursun.’”

Rüyayı önemsemeyen Xxx, bir sene içinde çok şiddetli bir hastalığa yakalanır. Cinnet geçirme eşiğine geldiği bu dönemde, manevi işaretle aldığı ilhama göre, bir ahıra kapanarak insanlardan uzak 2 yıl geçirir. Sonra gördüğü bir rüya ile şifacılık serüveni başlar. Hatta kendisine, trafik kazasında ayağı kopan bir köpeğin ayağını tekrar uzatarak,  2 ay sonra normale döndürecek kadar özel bir enerji verilir.

İslam coğrafyasındaki uygulayıcılar, iddialarını hak din olan İslam ile ilişkilendirmektedir. Kendilerine verilen manevi makamlardan ve bu makamları hak etmişliklerinden bahsetmektedirler.  Oysaki yukarıda örneklerini sıraladığım farklı din mensuplarının da benzeri tecrübeleri yaşamış olmaları, bu durumun dinî bir yönünün olduğu iddiasını tamamıyla boşa çıkarmaktadır.

 


[1] Brennan, B. A. Işığın Elleri. İstanbul: Meta. s. 25.

[2] Henkin, A. W.-B. (1995). Ruhsal Şifacı Olmak. İstanbul: Bilyay, s. 25.

[3] Eden, D. (2014). Enerji Tıbbı. İstanbul: Butik Yayıncılık, s. 359.

[4] Stibal, V. (2019). Theta Healing, Sıra Dışı Bir Enerji sistemine Giriş. İstanbul: Nemesis Kitap.

Yorumlar (0)

Henüz onaylanmış yorum yok. İlk yorumu siz bırakabilirsiniz.

Herhangi bir şey arayın...