Çağımız insanının dinî yaşantıdan uzaklaşması, maneviyat alanında eksiklik oluşturmuştur. Bu eksikliği doldurmak için ise modern rehberler ortaya çıkmıştır. Kendilerini, ruhsal şifa rehberleri olarak adlandıran şifa uygulayıcıları kendilerini, geleneksel hayat anlayışının dışında, özgün bakış açılarıyla, tekamül yolculuğundaki insanlara yardımcı olma konusunda yetkin görmektedirler. Artık iş, uygulayıcının ellerini tutulup şifa enerjisi gönderilmesini aşmış durumdadır. Yeni bir hayata bakış açısı oluşturulmaktadır. Bu durum uygulayıcılara öz güven ve değişime öncü olma hissiyatı vermektedir. Sağlık ve psikolojiden, bolluk ve berekete, çocukların ders başarısının artırılmasından, eşlerle muhabbete kadar, neredeyse her konuda uygulayıcıların söz söylemeye başladığını görürüz.

Birkaç günlük eğitimle elde edilen sertifikalardan sonra seanslara başlayan enerji uygulayıcıları, iddialı unvanlar kullanmaktadırlar. Bazı eğitmenlerin isimleriyle beraber “Xxx Bioenerji Akademi” unvanı size, sanki bilim insanlarının araştırmalar yaptığı ve bilimsel sonuçlara ulaştığı bir kurum havası verir. Uluslararası geçerliliği olduğu söylenen sertifikalar, âdeta akredite üniversite diplomaları havasıyla pazarlanmaktadır. 2-3 günlük eğitimlerle verilen unvanlar ise oldukça iddialı anlamlar içerir. Örneğin; 2 günlük bir eğitimden sonra siz uzman, master (usta), terapist, devamında ise master öğretmen-eğitmen olabilirsiniz. Bir tıp doktorunun, neredeyse 10 yılda ulaşabildiği uzman unvanına, iki günlük bir eğitimle sahip olunmaktadır.

Kendiniz bir ekol kurabilir, böylece bir onama ve ululama unvanı olarak üstat titrini de kullanabilirsiniz. Uygulayıcıların bir kısmı, bağlı bulunduğu resmî bir kurum olmayan, bilimsel bir geçerliliği bulunmayan ve itibar edilemeyecek meslek, unvan veya alan isimleri kullanmaktadır. Bunlardan en dikkat çekici olanları; parapsikolog ve serbest doçent unvanlarıdır. Parapsikoloji isminde bir bilim dalı olmadığı gibi serbest doçent gibi bir unvan da akademide mevcut değildir. Burada tam bir tağşiş yani aldatma vardır. Danışanların zihninde, psikolojinin bir yan dalında yıllarını vermiş ve doçentliğini almış bir uzman havası oluşturulmaktadır. Kullanılan bu kavramlar, uygulayıcının eğitimli bir uzman olduğu kanaati oluşturmaktadır. Oysa bu unvanların verildiği herhangi bir meslek odası veya üniversite birimi söz konusu değildir. Özellikle son yıllarda Türkiye’de, bir kısım akademik seviyesi düşük şehir üniversitelerinin ve online eğitim kurslarının, şifa uygulayıcıları ile iş birliği yapmaları, uygulayıcılara yeni bir itibar kazandırmıştır. Bu iş birliklerinin neticesi olarak uygulayıcılar, sahip oldukları sertifikaları veya verdikleri eğitimleri, üniversite onaylı ve uluslararası geçerliliği olduğu ifadesiyle sunabilme imkânı bulmuşlardır.

Bir kısım uygulayıcıların ise şarlatanlık boyutuna varan sahtekârlıklarıyla karşılaşılmaktadır. Mesela kendisini “Profesör” unvanı ile tanıtan, 20 yılda 3.565 seminerde, 7.200.000 kişiye eğitim verdiğini iddia eden, Türkiye’deki bir uygulayıcı, web sayfasında kendisini şöyle tanıtmaktadır:

“Mevlevi kökenli bir aileden gelmektedir, soyu Alaaddin Keykubat’a kadar dayanmaktadır. Kınık boyundan öz Selçukludur.

Organik kimya ve psikoloji alanlarında profesörlük yaptığından dolayı, çift dalda profesör unvanı da vardır. Rusya Devlet Üniversitesinde, organik kimya görevinden 2013 yılında ayrılıp Almanya xxxx Üniversitesinde. Mütevelli Başkanlığı görevine devam etmekte olup Kosova xxxxx Üniversitesi ve Sırbistan xxxx Üniversitesi Türkiye Genel Koordinatörlüğü görevlerini sürdürmektedir. Türkiye’de Sivil Toplum Kuruluşlarına eğitimler vermektedir.


Yan dal olarak seçtiği klinik psikoloji üzerine de profesör olan xxxxx, tasavvuf ile ilgili eğitimlerine çocukluğunda, Mevlevi üstatlarından dedesi xxxxx efendi vasıtası ile başlamış olup üniversite öğrencilik yıllarında, Moskova başta olmak üzere, Orta Asya kültürleri ve şaman enerjileri üzerine uluslararası araştırmalarda bulunup bu araştırmaları ile ilgili dünyanın bir çok ülkesinde alternatif tıp konferanslarında şeref konuğu olarak konferanslar vermiştir.


1995 yılında başladığı NLP, quantum felsefesi, EFT, hipnoz teknikleri, yaşam koçluğu ile ilgili eğitimlerini de Amerika, Rusya ve Türkiye’de almış olup alanında en üst master seviyesine ulaşmıştır.

Bugüne kadar yurt dışında bilimsel ve kişisel gelişim alanında 53 kitabı yayınlanmış olup 20 tanesi Türkiye’de yayınlanmıştır. Yine dünyada bir ilki başararak, NLP ile tasavvufu birleştirip bunun üzerine kitabını yayınlamıştır. Bireysel ve kişisel gelişimde dünyada ilkleri başarmak için çıktığı yolda 21 yıl boyunca yedi milyonu aşkın insana eğitimler vererek alanında rekor kırmıştır.”

Listesini yayınladığı kitaplarının her biri güya 100 bin ve üzeri, hatta bazıları 350 bin satmıştır. Ama ne hazindir ki hiçbir kitabının satışına ulaşılamamaktadır. Ayrıca rektörü olduğunu, psikolojinin kurucularından birisinin ismini verdiği, 16 fakültesi ve 50’ye yakın bölümü olduğunu iddia ettiği üniversitenin, web sayfasında verilen adresini araştırdığımda ise adresin, Almanya’da, benim bulunduğum şehre sadece 68 km uzaklıktaki küçük bir kasabadaki müstakil bir eve ait olduğunu gördüm. Birkaç yıl önce web sayfasında paylaştığı Berlin’deki adres, Almanya Meclis Binasının adresiydi. Kosova ve Sırbistan’daki üniversite bilgileri de bundan farklı değildir. Her zaman olduğu gibi, din ve milliyetçilik iyi bir sos olarak kullanılmıştır. Altı üstü birkaç gün veya haftalık basit online eğitimlerle dahi alınabilen eğitimlerini ise büyük bir bilimsel emek sonucu elde edilmiş gibi lanse etmektedir. Bu uygulayıcının iddialarına bakarsak, neredeyse Türkiye’de her sokakta, kendisinin seminerlerine katılmış birkaç insanla karşılaşma imkânınız vardır.

Uygulayıcıların kullandıkları mekânlar da unvanları kadar güçlü ve ikna edici bir ortama sahiptir. Klinik ortamını andıracak şekilde düzenlenen ofisler, beyaz önlük, sedye, insan iskeleti, insan anatomisini gösteren heykel, resim ve anatomi atlasları gibi unsurlarla desteklenmektedir. Mekânın seçkinliği ve kullanılan unsurlar, özel yetenekleri olan, seçilmiş bir kişi ve işinde uzman bir şifacı havası vermektedir. Duvarlarda sergilenen çok sayıdaki sertifika, bir otorite tarafından yapacağı işe ehil görülüp yetkinliği onaylanmış uzman havasını tamamlamaktadır.

Şifa uygulayıcılarının, anlattıkları konuların, her ne kadar bilimsel bir karşılığı yoksa da iddialı ve kendilerinden emin bir konuşma tarzları vardır. Bazı konularda ise absürt yaklaşımlar söz konusudur. Örneğin, aynı zamanda medyum olan uygulayıcı “Ayda, 20 kanserli hastaya bakıyorsak, 12-13 tanesini iyi ediyoruz.” demektedir. Saç dibinden tırnak ucuna ne kadar toksin varsa hepsini çekeceğini söyleyen uygulayıcı, “Kanser, tümör, sara, epilepsi hastalığına inanmıyorum. Çoğunu kuruttuk.” diyerek, bu hastalıkların hepsinin bioenerji yoluyla, “kılcal damar temizliği” yapılması sonucu tedavi edilebildiğini iddia etmektedir.[1]

 


[1] YouTube’un Şifa Dağıtan Videoları: Bir Sözdebilim Olarak Bioenerji’nin Retoriği

Yorumlar (0)

Henüz onaylanmış yorum yok. İlk yorumu siz bırakabilirsiniz.

Herhangi bir şey arayın...